menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sosyolojik sorunlara travmatik bir bakış

38 0
05.09.2026

İnsan geçmişini unutmaz.

Çünkü geçmiş, insanın hafızasıdır. Yaşanan acılar, haksızlıklar, kayıplar, korkular ve sevinçler insanı bugün olduğu kişi haline getirir.

Fakat hafıza ile geçmişte yaşamak aynı şey değildir.

İşte benim asıl meselem sanıyorum burada başlıyor.

Bugün psikolojide “travma” diye tarif edilen bir olgu var. İnsanların yıllar önce yaşadığı bir olay, bugün karşılaştığı başka bir olayla yeniden hatırlanabiliyor. Bir ses, bir görüntü, bir haber, bir koku veya bir söz insanı yıllar öncesine götürebiliyor. Ve hafızda geçmişe yönelik bu hatıralar canlanıp panik atak başlıyor!

Bunu anlıyorum. Birçok filim, dizi, kamuoyun yansıyan olaylar ve hikâyelerde bu travmalardan kaynaklı panik atak sahnelerini artık sıkça görüyoruz. Çok kişi bu sahnelerde, hikâyelerde kendinden bir parçayı hissediyor…

Anlamadığım ise kendimim; benim niçin travmam yok?

Çocuk yaşta, İzmir Ülkü Ocakları ve MHP il binasına yapılan silahlı saldırıda vuruldum. Uzun bir tedavinin ardından iyileştim ve 12 Eylül 1980 Askeri darbesi sonrası İzmir emniyet müdürlüğü siyasi şubesinde 36 gün Gaffar Okan tarafından işkenceyle sorgulandım.

Kabul ettirilen suçlar ile Sıkıyönetim mahkemesine çıkarıldım ve tutuklanıp Buca E tipi Cezaevi…

Ardından Mamak askeri ceza ve tutukevi…

Yedi yıla yaklaşan askeri cezaevi hayatı… Ve MHP ve Ülkücü kuruluşlar yargılama davası sanık sıraları…

Bugünden geriye baktığımda, bunların insan ruhunda derin izler bırakabilecek olaylar olduğunu elbette biliyorum. Normal bir insan hayatında bu süreçlerin yaşanması kişiyi travmatik bir ruha hapseder…

Ama ben geçmişimin içinde yaşamıyorum. Veya yaşayamıyorum(!) yaşadıklarımdan dolayı panik atak olmuyorum(!)

Fakat yoluma devam ediyorum.

Belki de benim asıl şansım/şansızlığım(!) buydu.

Geçmişi inkâr etmemek ama geçmişe teslim de........

© Yeniçağ