menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sessiz markanın çığlığı

28 0
06.03.2026

Piyasada fırtınalar estirecek bir ürün geliştirdiniz, fiyatı makul tuttunuz, kapıları açtınız.

Karşı dükkan daha kalitesiz malı daha pahalıya peynir ekmek gibi satarken siz neden yerinizde sayıyorsunuz?

İş ürünün kendisiyle bitseydi, her iyi aşçı dünyanın en zengin restoran zincirine sahip olurdu. Satış, ürünün kalitesinden ziyade kurduğunuz sistemin gücüyle ilgili.

Pazarlama dediğimiz olgu bir gider kalemi yahut boş zaman aktivitesi sayılmaz. O, işletmenizin nefes alma biçimidir.

Eğer mesajınız bulanıksa, müşteri dükkândan içeri girdiğinde ne alacağını karıştırıyorsa orada bir kopukluk var demektir.

İnsanlar teknik detaylarla, üretim kapasitesiyle ya da tozlu başarı hikâyeleriyle ilgilenmezler. Onlar kendi dertlerine derman arıyorlar. Benim hayatım kolaylaşacak mı? sorusuna saniyeler içinde yanıt veremeyen marka, baştan kaybeder.

Hatırlanmak, bilinirlikten çok daha derin bir konu. İhtiyaç anı geldiğinde akla ilk gelen isim olabiliyor musunuz?

İnşaatçı beton aradığında, susayan serinlik istediğinde zihninde şimşek gibi çakan bir-iki markadan biri değilseniz en iyi üretim tesisine sahip olmanızın hükmü kalmıyor. Üstelik her yerde farklı bir maskeyle........

© Yeniçağ