Önce kahraman, sonra günah keçisi: Dijital çağın yeni linç ritüelleri
Türk toplumu son yıllarda ilginç bir döngünün içine girmiş durumda. Bir gün omuzlarda taşınan insanlar, birkaç gün sonra sosyal medyanın infaz meydanlarında yargılanıyor. Dün alkışlanan isimler bugün hakaretlerin hedefi hâline geliyor. Daha da ilginci, bu dönüşüm çoğu zaman yeni bir bilgi ortaya çıkmasından çok, kitlenin duygusal yönelimindeki değişimle gerçekleşiyor.
Yakın dönemde bunun birçok örneğini gördük. Toplumun önemli bir kesimi tarafından yardımseverliği, cesareti veya halkla kurduğu ilişki nedeniyle yüceltilen isimler, haklarında bir soruşturma açıldığında ya da bir iddia ortaya atıldığında aynı toplum tarafından acımasızca yargılanabiliyor. Mahkeme kararından önce hüküm veriliyor, delilden önce kanaat oluşuyor ve gerçeklerden önce öfke konuşuyor.
Bu durum yalnızca sosyal medyanın yarattığı bir sorun değildir. Sosyal medya yalnızca zaten var olan bir psikolojik eğilimi görünür ve hızlı hâle getirmektedir.
Freud, “Kitle Psikolojisi ve Ben Analizi” adlı eserinde bireyin kalabalık içerisinde farklı bir ruhsal işleyiş gösterdiğini söyler. Kalabalık, bireyin eleştirel düşünme kapasitesini zayıflatırken duygularını güçlendirir. Bu nedenle kitleler çoğu zaman karmaşık gerçeklikleri değil, güçlü sembolleri tercih ederler. Bir kişiyi ya tamamen iyi ya da tamamen kötü görmek daha kolaydır. Çünkü gri alanlar düşünmeyi gerektirir; siyah ve beyaz ise yalnızca taraf olmayı.
İşte dijital çağın en büyük problemi........
