menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yine yeniden Lozan

58 0
22.05.2026

Lozan’a yıllardır öyle şeyler söylendi ki, insan bazen antlaşma mı imzalandı yoksa bir korku filmi senaryosu mu yazıldı diye düşünüyor. Kimi “gizli maddeler” dedi, kimi “2023’te bitecek” dedi, kimi de “aslında zafer değil hezimet” hükmünü çoktan verdi. Öyle ki insanın aklına şu soru geliyor: Madem Lozan bu kadar büyük bir hezimetti, neden yüz yıldır onu delmek için bu kadar uğraşılıyor?

Şimdi gündemde Heybeliada Ruhban Okulu var. Yıllardır belirli çevrelerce “Lozan’ın prangası” olarak anlatılan mesele yeniden açılıyor ya da açılması konuşuluyor. Burada asıl ironik olan şu: Dün Lozan’a “esaret belgesi” diyenlerin bir kısmı, bugün Ruhban Okulu’nun açılmasını “Lozan’dan kurtuluş” gibi sunmaya hazırlanıyor. Yani hezimet dedikleri anlaşmanın sınırlarını gevşetmeyi, bir tür özgürleşme hikâyesi gibi pazarlayacaklar.

İnsanın aklı karışıyor tabii. Çünkü ortada mantıksal bir problem var. Eğer Lozan zaten bir yenilgiyse, neden hâlâ onun çizdiği çerçeveye göre tartışıyoruz? Demek ki antlaşma sadece bir kâğıt parçası değilmiş. Demek ki Cumhuriyet’in hukukî omurgası hâlâ orada duruyormuş.

Heybeliada Ruhban Okulu’nun hikâyesi de tam burada başlıyor. 1844’te açılan okul, Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlı bir dinî eğitim kurumu olarak faaliyet gösterdi. Osmanlı döneminde çalıştı, Cumhuriyet döneminde de devam etti. Ancak 1971’de özel yükseköğretim kurumlarıyla ilgili Anayasa Mahkemesi kararı sonrası, devlet denetimine girme meselesi nedeniyle faaliyetini durdurdu. Türkiye’nin resmî yaklaşımı, okulun kapatılmasının doğrudan din özgürlüğüyle değil, yükseköğretim mevzuatıyla ilgili olduğu yönündeydi.

Fakat tartışmanın büyümesinin sebebi........

© Yeniçağ