Yazılmayan kanun
Ali Osman Köse'nin istifasıyla ilgili iki farklı anlatı dolaşıyor.
Bir tarafta, iktidara yakın bazı yayın organlarının dile getirdiği "disiplin soruşturmaları nedeniyle istifa etti" iddiası var.
Diğer tarafta ise Köse'nin kendi açıklaması bulunuyor. O ise istifasının arkasında sendikal baskılar olduğunu söylüyor.
Belki zaman gösterecek.
Belki de hiçbir zaman bütün yönleriyle öğrenemeyeceğiz.
Fakat ilginç olan şu ki; hangi açıklamaya inanırsanız inanın değişmeyen başka bir gerçek var.
O da Türkiye'de sendikaların devlet kadroları üzerindeki etkisinin artık kimsenin inkâr etmediği bir noktaya gelmiş olmasıdır.
Aslında mesele Ali Osman Köse değildir.
Mesele, yıllardır herkesin bildiği ama kimsenin tam anlamıyla konuşmadığı "yazılmamış kanun"dur.
Türkiye'de kamu sendikacılığı başlangıçta çalışanların ekonomik ve sosyal haklarını korumak amacıyla kuruldu.
Fakat zaman içinde tablo değişti.
Bugün birçok kamu kurumunda konuşulan konu maaşlardan çok, "hangi sendikadasın?" sorusu haline geldi.
Yeni bir yönetici atanırken…
Bir okul müdürü belirlenirken…
Bir şube müdürü görevlendirilirken…
Hatta bazı yerlerde kurum içindeki çalışma huzuru değerlendirilirken bile sendikal dengelerin hesaba katıldığı iddiaları artık şaşırtıcı bulunmuyor
İşin ilginç tarafı yalnızca iktidara yakın sendikalar için değil, geçmişte farklı siyasi iktidarlar döneminde de benzer tartışmaların yaşanmış olmasıdır.
Çünkü mesele sadece hangi sendikanın güçlü olduğu değildir.
Sorun, sendikanın asli fonksiyonunun dışına çıkmasıdır.
Bir sendika çalışanını temsil eder.
Onun hakkını savunur.
Gerektiğinde idareye karşı üyelerini korur.
Fakat sendika, yöneticiyi belirleyen bir........
