menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İkna edebilme sanatı

11 0
yesterday

Siyasetin en büyük cazibesi, her olayı kendi hikâyesinin bir parçasına dönüştürebilmesidir. Aynı dosya, aynı ifade, aynı gözaltı ya da aynı tutuklama; iktidarın dilinde başka, muhalefetin dilinde bambaşka bir anlam kazanabilir. Ancak siyasetin anlatısı ile hukukun gerçeği arasındaki mesafe açıldığında, kaybeden yalnızca davaların tarafları olmaz. Kaybeden, adalet duygusudur.

Bugün Türkiye'de yaşanan temel sorunlardan biri tam da budur. Siyaset, hukukun alanına giren dosyaları kendi saflaşmasının bir uzantısı olarak anlatıyor. İktidar, bazı soruşturmaları "yolsuzlukla mücadele" başlığı altında sunarken; muhalefet aynı dosyaları "siyasi operasyon" olarak tanımlıyor. İki anlatı da kendi seçmenini büyük ölçüde ikna edebiliyor. Fakat toplumun geri kalanını ikna edemediği her dosya, hukuk sisteminin güvenilirliğini biraz daha aşındırıyor.

Son günlerde belediyeler ve gazeteciler üzerinden yürüyen adli süreçler bu açıdan dikkat çekici örnekler oluşturuyor. Belediyelere yönelik yolsuzluk soruşturmaları, bazı belediye başkanlarının tutuklanması ya da haklarındaki yargılamaların devam etmesi kamuoyunda yoğun tartışmalara yol açıyor. Bir tarafta "kim olursa olsun hesap vermeli" diyenler var. Diğer tarafta ise soruşturmaların seçici yürütüldüğünü düşünenler bulunuyor. Nitekim son aylarda belediyelere ilişkin birçok dosya adli tatil öncesinde yoğun bir yargı gündemi oluşturdu.

Aslında hukuk açısından doğru soru farklıdır. Bir belediye başkanının hangi partiden olduğu değil; delillerin yeterliliği, soruşturmanın usule uygun yürütülmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanması önemlidir. Eğer kamuoyu bu üç konuda ikna olmuyorsa,........

© Yeniçağ