“Yaptı ama Sattı”
Türkiye siyasetinde iktidarın en güçlü savunmalarından biri uzun zamandır aynı cümlede özetleniyor:
“Köprü yaptı, yol yaptı.”
Bu sözü küçümsemek kolaydır. Hatta çoğu zaman muhalif siyasetin yaptığı da tam olarak budur. Oysa burada küçümsenmemesi gereken bir gerçek vardır: İnsanlar yapılan yolları görüyor. Köprüleri kullanıyor. Hastanelere gidiyor. Havaalanlarından seyahat ediyor. Dolayısıyla yapılan hizmeti gördüğü için iktidara oy veren seçmenin tercihinde anlaşılmayacak bir taraf yok.
Altyapı yatırımları yaptılar.
Bunların hiçbirini inkâr etmek siyaseten de doğru değildir.
Ama şimdi tam da bu noktada yeni bir soru sormak gerekiyor:
Yaptığınız bu yolların, köprülerin ve kamu yatırımlarının sahibi kim?
Cevap aslında çok basit.
İktidarın kendi parasıyla yapılmadılar.
Bir siyasi partinin kasasından çıkmadılar.
Halkın parasıyla yapıldılar.
Ve şimdi 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü başta olmak üzere çok sayıda otoyol ve çevre yolunun özelleştirilmesi için yeni bir süreç başlatıldı. Kararda mülkiyet devri öngörülmüyor; ancak işletme hakkının verilmesi, kiralama, gelir ortaklığı ve çeşitli hukuki tasarruf yöntemleriyle özelleştirme yapılabilmesinin önü açılıyor. Sözleşme süresi ise 30 yıl olarak belirleniyor.
İşte asıl tartışma tam burada başlamalıdır.
Çünkü mesele yalnızca özelleştirme değildir.
Bir siyasi iktidar bugün aldığı bir kararla, gelecek otuz yıl boyunca kamuya ait son derece stratejik ulaşım altyapısının işletilmesine ilişkin bir sözleşme düzenliyor.
Peki otuz yıl sonra ne olacak?
Bugün yirmi yaşında olan bir insan, bu sözleşmenin sona erdiği tarihte elli yaşında olacak.
Bugün otuz yaşında olan bir insan altmışına gelecek.
Kararı alanların büyük bölümü belki hayatta bile olmayacak.
Siyasetçiler değişecek.
İktidarlar değişecek.
Ekonomik sistemler değişecek.
Ulaşım alışkanlıkları değişecek.
Ama bugün imzalanan sözleşmenin sonuçları, o günün vatandaşlarını bağlamaya devam edecek.
Bir insan ömrü açısından otuz yıl elbette sonsuz bir zaman değildir. Ancak bir ülkenin ekonomik, teknolojik ve toplumsal geleceğini........
