Ortak zemin yoksa masa niçin kuruluyor?
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in Kıbrıs ziyareti, uzun süredir durağan görünen Kıbrıs diplomasisini yeniden hareketlendirdi. Ancak diplomatik hareketlilik ile çözüm ihtimalini birbirine karıştırmamak gerekir. Guterres’in iki liderle ayrı ayrı görüşmesi, ardından üçlü toplantının gerçekleştirilmesi ve yeni bir 5 1 toplantısının gündeme gelmesi, Kıbrıs meselesinin özündeki temel gerçeği, taraflar arasında ortak zemin olmadığı gerçeğini değiştirmedi. Anavatan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı da Genel Sekreter’in çabalarını takdir etmekle birlikte, Ada’daki iki taraf arasında çözüme yönelik ortak zeminin hala bulunmadığını açıkça ortaya koydu. Öyleyse sorulması gereken soru basittir: Ortak zemin yoksa masa niçin kuruluyor? Guterres’in “Başarısız ve sonuç üretmeyecek bir 5 1 toplantısı istemiyorum” yaklaşımı doğrudur. Çünkü Kıbrıs meselesinin sorunu toplantı eksikliği değildir. New York’ta, Cenevre’de, Mont Pelerin’de ve Crans-Montana’da sayısız görüşme yapıldı. Liderler yüzlerce kez bir araya geldi, müzakere heyetleri yıllarca çalıştı, kapsamlı planlar hazırlandı. Fakat sonuç değişmedi. Çünkü asıl sorun masa, takvim veya metodoloji değil; iki tarafın Kıbrıs’ın geleceğine ilişkin temel hedeflerinin birbirinden farklı olmasıdır. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Guterres’in ziyaretinden sonra öncesine göre daha umutlu olduğunu açıkladı. Güven yaratıcı önlemlerin ilerletilmesi, teknik komitelerin etkin çalışması ve sonuç üretme ihtimali ortaya çıkması halinde 5 1 toplantısına gidilmesini öngören bir metodoloji üzerinde duruyor. Burada önemli bir hususun altını çizmek gerekir. Erhürman’ın müzakere sürecine ve çözüm modeline ilişkin yaklaşımı ile Türkiye ve KKTC Hükümeti’nin egemen eşitlik ve iki devlet temelindeki devlet politikası aynı noktadan hareket etmiyor olabilir. Ancak bu durum, Erhürman’ın Türkiye’den bağımsız veya........
