Doğu Akdeniz’de Oyun: Türkiye’yi kuşatma hayali
Doğu Akdeniz ve Ege’de son günlerde peş peşe yaşanan gelişmelere tek tek bakıldığında her biri sıradan bir diplomatik temas, ziyaret veya savunma kararı gibi görülebilir. Ancak parçaları yan yana koyduğunuzda ortaya dikkatle takip edilmesi gereken bir tablo çıkıyor.
Rum-Yunan ikilisi, Türkiye ile ilişkilerde tansiyonu düşürmek yerine, Ankara’yı bölgesel denklemlerde sıkıştıracağını düşündüğü ittifaklara ve askeri iş birliklerine ağırlık vermeye devam ediyor.
Geçtiğimiz hafta Mısır’da Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi bir araya geldi. El-Alamein’de gerçekleştirilen üçlü zirvenin ardından yayımlanan ortak bildiride enerji, güvenlik ve Doğu Akdeniz’de iş birliği başlıkları öne çıktı.
Elbette devletlerin başka devletlerle iş birliği yapmasına kimsenin itirazı olamaz. Mesele, bu iş birliklerinin hangi siyasi zeminde yürütüldüğü ve bölgedeki mevcut ihtilaflarda nasıl kullanıldığıdır.
Çünkü Rum-Yunan ikilisinin Doğu Akdeniz’de attığı adımların önemli bölümünde Türkiye ve Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını görmezden gelen yaklaşım artık gizlenemeyecek kadar açıktır.
El-Alamein görüşmesinin hemen ardından bu defa İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog Güney Kıbrıs’a geldi. Hristodulidis ile yapılan görüşmede güvenlik, savunma, enerji ve bölgesel gelişmeler masadaydı. Rum yönetimi İsrail ile ilişkilerini artık açık biçimde “stratejik ortaklık” seviyesinde tanımlıyor.
Burada sorulması gereken soru Güney Kıbrıs’ın kime karşı silahlandığı, kime karşı askeri ve stratejik ortaklıklar kurduğu hususudur. Adada kendisine saldırmaya hazırlanan bir Kıbrıs Türk tarafı mı vardır? Hayır. Türkiye’nin Güney Kıbrıs’a saldırmak gibi bir politikası mı vardır? Hayır. O halde sürekli silahlanan, askeri........
