menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Saklamakla işsizlik çözülmez...

29 0
01.07.2026

İşsizlik yalnızca bir ekonomik istikrar sorunu değil, aynı zamanda sosyal istikrar sorunudur. 2000 yılında yüzde 6,5 olan işsizlik oranı on yıl sonra yüzde 14’e yükseldi, şimdi ise yüzde 8’in üzerindedir.

Son 20 yıldır işsizlik halkın yoksullaşmasının ilk nedenidir. Türkiye’nin bir işgücü planlaması ve istihdam politikası olmalıdır.

Önce işsizlik verilerini doğru okumalıyız.

Türkiye de işsizlik oranı yüksek mi? Elbette ki bunu diğer ülkelerle karşılaştırarak anlayabiliriz.

2026 Mayıs ayında, krizden çıkmaya çalışan Arjantin’de; Doğu Avrupa Ülkelerinde, Meksika ve Brezilya’da işsizlik oranları bizden düşüktür.

Rusya savaş içinde ve fakat işsizlik oranları bizden düşüktür. Parantez içinde söylemek gerekir ki, Rusya verileri güvenilir değildir.

Dahası bizde işsizlik oranı OECD ülkeleri ortalamasından ve küresel ortalamadan da daha yüksektir. (Aşağıdaki Tablo)

Aslında Mayıs 2026 için açıklanan yüzde 8,2 oranı tartışmalıdır. Bunun nedeni işsiz olduğu halde iş aramayanlar ve bunların işsiz sayılmıyor olmasıdır.

TÜİK standartlarına göre, İşsizler; referans haftasında istihdamda olmayan, son dört hafta içerisinde aktif olarak iş arayan, iş bulduğu takdirde 2 hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan kişilerden oluşmaktadır.

Avrupa standartları esas alınıyor ve fakat Türkiye’de iş arama kanalları Avrupa kadar gelişmiş değil. İş olanakları da daha azdır. Bu nedenle Türkiye’ye özgü bir standart geliştirmek zorundayız.

Söz gelimi, 2025 yılı birinci çeyreği ile 2026 ikinci çeyreği arasında;

Açıklanan işsiz sayısı 52 bin kişi, azalmış ,

Ancak aynı bir yılda........

© Yeniçağ