Bir Devrin Sonu: Halkın Öfkesi Kazandı
Pazar gününki yazıda bahsettiğim Macaristan seçimlerinde 16 yıllık illiberal Orban iktidarı sonunda kaybetti. Yaptığı anayasal dönüşümler, özgürlüklerin daraltılması ve seçim yasalarındaki stratejik hamlelerle sürekli "hukuku siyasetin emrine verme" konusundaki yöntemsel mahareti, Orban’ın yenilemez olacağı konusunda endişe doğurmuştu.
Bu değişimin ne anlam ifade ettiği hususunda henüz net bir şeyler söylemek için erken olsa da üzerine biraz konuşalım isterim.
Zira pek yabancı olmadığımız bu yönetim anlayışı ve tanıdık bir his olarak bu endişe dolayısıyla Macaristan, Türkiye açısından ilgi çekici bir örnek.
Popülisti Ancak Başka Bir Popülist mi Yenebilir?
Péter Magyar’ın zaferi, siyaset bilimi literatüründe zaten konuşulan bu soruyu yeniden gündeme taşıdı. Magyar; bizzat Orban’ın sisteminin çekirdeğinden kopup gelen, halkın öfkesini ve dilini iyi bilen, kitleleri "yozlaşmış elitlere karşı gerçek halk" retoriğiyle mobilize eden bir figür. Orban’ın yıllardır muhalefeti "dış güçlerin maşası" olarak yaftalayan o meşhur söylemini, bizzat sistemin içinden gelerek ve milliyetçi........
