menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KKTC, Egemen Devletten Federasyona dönüşemez

25 0
24.07.2026

1974 Barış Harekâtını müteakip kurulan Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin, 1983’de başka bir seçenek kalmadığı için KKTC olarak ilan edilen statüsünün Türkiye’nin resmen tanımasını içine sindiremeyen güçler, bu statüyü değiştirmek için yıllarca uğraşmışlardır.

BM, bunu değiştirmek isteyen kurumların başındadır. 2004’de BM tarafından koordine edilen ve Annan planı adıyla anılan garabet bir plan referanduma sunulmuş, bunu Türk tarafı kabul etmiş, Rumlar ise, Ada’da tam hâkimiyet düşüncesini hemen karşılamadığı, zamana yaydığı için reddetmiş, böylece Türk tarafı bir felaketten kurtulmuştur. Rum tarafının nice zaman sonra, ayağına gelen bu tarihi fırsatı elinden kaçırdığını ikrar etmesi, niyetlerini ve durumun vahametini göstermesi açısından önemlidir.

Türk tarafını ikna için uğraşıyorlar

Taraflar, BM’nin de zorlamalarıyla müzakere için birçok defa bir araya gelmiş, ancak Rumların salam taktiğiyle taviz alma tutumu nedeniyle sonuç alınması mümkün olmamıştır. Zaten bu konu Türkler için 1974’de çözülmüş ve 1983’de bitmiş, ortada bir sorun kalmamıştır. O zamandan beri Adada barış, istikrar ve huzur vardır. Bugüne kadar Türkler sadece, müzakereden kaçan taraf görüntüsü vermemek için masaya oturmuşlardır.

Türk tarafının “egemen, eşit, iki devlet” politikasını kararlılıkla devam ettirmesi karşısında Rumların (Yunanistan ve GKRY) kesinlikle karşı olduğu BM Güvenlik Konseyi’nin, “siyasi eşitlikle iki toplumlu, iki bölgeli federasyon modelinde “Birleşik Kıbrıs” devletine sıcak bakmaya başladığı görülmektedir.

BM Genel Sekreteri Guterres’in, iki dönem yürüttüğü görevi boyunca, dünyanın birçok bölgesinde cereyan eden ve halen de devam eden birçok çatışma, terör, Filistin/Gazze başta katliamlar, işgaller olurken, Kıbrıs’taki katliamı durdurmak için Türkiye’nin uluslararası anlaşmaların verdiği garantörlük yetkisiyle Kıbrıs’a yaptığı müdahaleden sonra 50 yıldan fazla bir süredir Ada’daki sükunet, barış, istikrar ve huzuru görmezden gelip, olmayan sorunu çözmek için büyük çaba göstermesinde, Batının da önemli bir rol oynadığını da düşünmek gerekir.

BM’nin sırf bu konu için özel temsilci ataması, AB’nin de tarafsızlığını yitirerek ve gerçekleri de görmezden gelerek buna destek vermesi ve onun da özel temsilci atayarak sürece hız kazandırmaya çalışması, Türkiye ve KKTC aleyhindeki tutumlarının bir göstergesidir.

BM, Avrupa ve AB’nin baskısı........

© Yeniçağ