Uyanıklar, lümpenler ve mafya babaları: Türkiye’nin popüler kültüründe değişen insan tipleri
Uyanıklar, lümpenler ve mafya babaları: Türkiye’nin popüler kültüründe değişen insan tipleri
Bir toplumun ekonomik zihniyeti yalnız kanunlarda, kurumlarda veya piyasa davranışlarında görülmez; romanlarında, filmlerinde ve televizyon dizilerinde de iz bırakır. Önceki yazıda tartıştığım gibi, kurumların ödüllendirdiği davranışlar zamanla toplumsal prestij kazanır; prestij kültürel temsile, kültürel temsil de normalleşmeye dönüşür. Türkiye’nin son yüz yıllık popüler kültürü bu dönüşümü izlemek açısından zengin bir laboratuvardır. Kemal Tahir’in fırsatçı ara insanlarından Yeşilçam’ın “uyanık” tiplerine, Muhsin Bey’in kaybolan meslek ahlakından Halıcı Arif’e, Recep İvedik’ten mafyatik televizyon kahramanlarına uzanan çizgi, değişen iktisadi ve ahlaki zihniyetimizin kültürel izdüşümünü sunmaktadır.
Önceki yazıda “lotarya ekonomisi”ni üreten kurumları, kültürel kodları ve iktisadi zihniyeti tartışmıştım. Marx ve Minsky finansallaşmanın ve spekülasyonun maddi mekanizmalarını, Weber kapitalizmin ihtiyaç duyduğu disiplin ve meslek ahlakını, Ülgener iktisat zihniyetini, Acemoğlu kurumların ödüllendirdiği davranışları, Mokyr ise kültürel aktarımın önemini anlamamıza yardımcı olmuştu. Bu mekanizmanın kültürel karşılığını da görmek mümkündür.
Kurumların ödüllendirdiği davranışlar önce ekonomik stratejiye, sonra toplumsal prestije dönüşür. Prestij kazanan davranış sanat eserlerinde daha görünür hale gelir. Tekrar tekrar temsil edilen karakterler tanıdıklaşır; tanıdıklaşan davranış biçimleri ise zamanla normalleşebilir. Dolayısıyla sanat yalnızca toplumun aynası değildir. Aynı zamanda toplumun kendisini nasıl gördüğünü, hangi insan tiplerine güldüğünü, hangilerine hayran olduğunu ve hangilerini başarılı kabul ettiğini yeniden üreten bir mekanizmadır.
Münir Özkul’un canlandırdığı idealist öğretmen Mahmut Hoca ve emekçi Yaşar Usta, babacan fabrikatör Hulusi Kentmen, başta Hafize Ana olmak üzere Adile Naşit’in canlandırdığı karakterler toplumsal dayanışmayı, fedakarlığı, emeği, helal kazancı ve aile değerlerini kutsarken ne oldu da bunun tam tersi tipler bugün Türk sineması ve dizilerinde teveccüh görmektedir? Burada bu dönüşümü anlatmaya çalıştım.
KEMAL TAHİR: MODERNLEŞMENİN ARA İNSANI
Kemal Tahir’in romanları bu bakımdan olağanüstü zengin bir insan malzemesi sunar. Onun eserlerinde geleneksel toplumun bağlarından kısmen kopmuş fakat modern toplumun meslek, hukuk ve kurumlarına da tam olarak yerleşememiş çok sayıda “ara insan” vardır. Bu tipler mutlaka suçlu değildir. Çoğu zaman kötü insan da değildirler. Ama hayatta kalabilmek için kurallardan çok kuralların boşluklarını, kurumlardan çok kişisel ilişkileri, meslekten çok fırsatı kullanırlar. Bu açıdan Kemal Tahir’in dünyasında “uyanıklık”, henüz tam anlamıyla yozlaşmış bir ahlaki kategori değildir. Daha çok kurumsal yapının yeterince sağlam olmadığı bir toplumda hayatta kalma tekniğidir.
Rahmet Yolları Kesti ise bu düşüncenin başka bir boyutunu gösterir. Eşkıya, Yaşar Kemal’in İnce Memed’inde olduğu gibi sırf........
