Yeni/geç faşizm ve emeğin atomizasyonu
Kapitalizmin yapısal kriz dönemleri bir yanıyla yeni sermaye birikim rejimlerinin inşasının, diğer yanıyla kapitalist devletin yeniden yapılanmasının önünü açar. Sermayenin iktidar ve tahakkümünün restorasyonunu koşullar. Yeni emek rejimleriyle artı- değer sömürüsü derinleştirilmek istenir. Emeğin ve toplumun her düzeydeki örgütlülüğü dağıtılmaya ve paralize edilmeye çalışılır. Bu süreç aynı zamanda sınıflar mücadelesinin ritmini belirler. Kapitalist devlet Engels’in ifadesiyle hem ideal kolektif kapitalist -N. Poulantzas buradan bir çıkarsama yaparak devletin bu işlevi görebilmesi için göreceli özerkliğine vurgu yapacaktır- hem de özü itibariyle kapitalist bir makinadır. Varlığını sınıf tahakkümü üzerinden inşa eder ve sınıflar mücadelesi içinde yeniden yapılanır. Sınıf savaşlarının ritmine göre yeniden şekillenir. Bu manada kapitalist devlet organiktir ve sınıflar mücadelesinden öğrenme ve deneyim biriktirme kabiliyeti vardır. Hatta kapitalizm, küresel bir sistem olması ve entegrasyon düzeyiyle ilişkili olarak küresel karşı devrimci deneyimlerden beslenir. Ve sürekli karşı devrimci karakteriyle sermayenin tahakkümünü ve iktidarını güvence altına alır.
Modern kapitalist devleti hayatı ve sınıflar mücadelesinin ritmini, sinir noktalarını kontrol eden, denetleyen organik yatay ve dikey bir ağa/networke benzetebiliriz. Zor ve ideolojik zor bu ağın aslında her yerine sirayet ederek hem toplumu felç edebilmekte hem de olası muhalefeti başından bastırmakta, en azından disipline ederek, kontrolde tutmaktadır. Yarattığı tolerans ve konfor alanlarıyla toplumsal muhalefetin sistem dışı reflekslerini köreltmekte ve ruhunu öldürmektedir.
Yeni faşizmin ortaya çıktığı koşullar bir yanıyla kapitalist krizin yarattığı........
