Adorno, Minima Moralia ve faşist salgın
Frankfurt Okulu’nun ya da Eleştirel Teori’nin kurucusu ve en önemli düşünürü Theodor Adorno’nun temel eseri Minima Moralia’da, felsefeden, estetiğe, faşizmin ruhundan proletaryanın tarihine, müzikolojiden psikolojiye uzanan konsantre düşünceler, fragmanlar şeklinde yer alır.
Minima Moralia aslında biriktirilmiş, kristalize olmuş düşüncelerin ifade edildiği kıymetli bir not defteridir. Adorno, düşünsel parametrelerini ve katmanlı düşünsel analizlerini felsefi fragmanlar şeklinde ifade eder. “Yanlış yaşam, doğru yaşanmaz” ya da “Bilginin iktidarla ilişkisi sadece uşaklıkta değil, hakikatle de ilgilidir” gibi aforizmalar okuyucuyu sarsar.
Fragmanların her biri bağımsız yazılmış olsa da aynı zamanda kendi aralarında felsefi bir akış ve bir bütünlük vardır. Özellikle faşizm, faşist ruh, faşizm ve savaş diyalektiğiyle ilgili fragmanları çarpıcıdır.
Faşist ruh, öznesizlik üzerinden kurulur
Adorno faşizmi en başta hayata sirayet etme kudreti olan çok boyutlu bir olgu, sürekli tahakküm biçimi ve modernizmin iç çekirdeğinde saklı bir fenomen olarak ele alır. Her ne kadar Frankfurt Okulu modern zamanlarda pesimist bir karşı duruş olarak değerlendirilse de Adorno, bir pesimist değildir. Faşizmin yarattığı dehşete, faşist “küçük insanın” zavallılığına ve onun eseri olan Auschwitz gerçeğine katlanamaz. İnsanlık tarihinde bir kırılma anı olduğunu düşündüğü bu gerçekliği normalleştirmez.
Bundan dolayı “Auschwitz’den sonra şiir yazmak, barbarlıktır” der. Bu yorumunu daha sonra biraz yumuşatmasına rağmen kastettiği artık şairin kalemi eline alamayacağıdır: Bu dehşet karşısında kalem susar, çünkü dünyanın büyüsü bozulmuş, imge kaybolmuştur. Auschwitz, faşizm ve ölüm ilişkisini ve insanın yok edici potansiyelin nerelere varabileceği gösteren bir örnektir.
Adorno’nun akılla tartışması ve Hegel eleştirisi diye bilinen ne var ki 20. yüzyılda Hegel’in yeniden yorumu olan en........
