menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barış anlaşmasına ‘evet’ demenin ölçüsü

26 0
26.07.2026

“Çerçeve yasa” büyük ihtimalle on-on beş gün sonra TBMM’de oylanacak ve yine büyük ihtimalle yürürlüğe girecek. Hep birlikte “çerçeve yasa” diye adlandırdığımız bu yasa alelade bir yasa ise, bu yasa karşısında tutumumuz nasıl olacak?

Ben, bu yasanın “maddelerine” usulen bakarım. Kimisini beğenirim, kimisini beğenmem. Dikkat edelim, söylendiğine göre bu yasa tasarısının altında tüm partilerin değil, yine “usulen” AKP’nin imzası olacak. Eh, AKP’nin yasası olduğuna göre bir virgülünü bile beğenmesem, tereddütsüz “hayır” oyu veririm. AKP’nin malından, Erdoğan’ın imzasından bana ne!.. Olur ya, tüm muhalefet de “hayır” oyu verirse bu yasa yine de AKP-MHP oylarıyla, 24 yıldır olduğu gibi onaylanır. Yani hayat devam eder. Ama “çerçeve yasa” bildiğimiz yasalardan biri değil. Şu haliyle ortada var olduğu söylenen “yazılı metnin” ne içeriği bakımından ne de hazırlanış süreci bakımından bir yasa taslağıyla uzaktan yakından ilgisi yok.

Çünkü “çerçeve yasa” denilen yazılı metin Türk Silahlı Kuvvetleriyle PKK’ye bağlı silahlı kuvvetler arasında kırk yılı aşkın bir süredir devam eden “savaşa” son verecek olan bir “barış antlaşmasıdır.” Yasa TBMM’de siyasi partilerin işidir, barış anlaşması savaşta tarafların işidir.

Devlet yaşananın “savaş” olmadığını, “terörle mücadele” olduğunu, M.Uçum’un ilan ettiği gibi ortada bir “müzakere” olmadığını, çerçeve yasanın da “terörsüz Türkiye” yasası olduğunu iddia ettiği, bu iddiasından bir türlü vazgeçmediği için, biz de devletin bu “hassasiyetine”, gıcık aldığım bir terimle “empati” göstermişiz ve sırf bir “tanım” nedeniyle hadise çıkarmaya kalkmamışız. Ama bu böyledir diye ne olan biten “savaş” olmaktan çıkmış, ne de iki yıldır yaşanan “müzakere” değil de “temas” haline gelmiş.

Gerçek olduğu yerde duruyor. Öcalan “hareket” adına devletle iki yıldır “müzakere” yapıyor ve tarihi “barış antlaşması” metni üzerinde çalışıyor.

Elbette tıpkı ‘’Lozan Barış Antlaşması”nın altında İsmet İnönü’nün imzası olduğu halde, bu antlaşmanın yürürlüğe girmesi için TBMM’nin onayı nasıl zorunlu oldu ise, İmralı’da resmen olmasa bile fiilen Öcalan’ın imzası olan “barış antlaşması” da TBMM’de onaylanarak, ancak o zaman “yasa” olacak.

Sanırım “çerçeve yasa”nın ne olduğunu yeteri açıklıkta anlatmış oldum. Şimdi “yasa” değil de “barış anlaşmasına” karşı tutumun ne olması gerektiğine gelelim: Çünkü iktidarla mücadele adına aslında akla yakın olsa da AKP’nin bir yasa tasarısına laf olsun diye “hayır” diyebilirsin de, önüne........

© Yeni Yaşam