Epstein belgeleri, Trump’ın ahlâkı ve zamanın ruhu!
Epstein belgeleri, ABD egemenliği altında işleyen kapitalist sistemin siyasetçisiyle, burjuvazisiyle ve bunların hizmetinde olanların -aktris, akademisyen vs.- insanlık onuru ve haysiyetiyle açıklanamayacak iğrenç bir çarkı nasıl işlettiklerini gözler önüne serdi. Açıklanan belgeler sayesinde, Trump’ın ve önceki bazı ABD başkanlarının da odağında yer aldığı bu çark etrafında oluşan bir ilişki ağı üzerinden dünyanın nasıl yönetildiğini tüm açıklığıyla görmüş olduk.
Epstein belgeleriyle ortaya saçılan rezalet akıllara Trump’ın Venezuela başkanı Maduro’yu kaçırıp ABD’ye getirmesi ve Venezuela’nın doğal kaynaklarına el koyduğunu ilan etmesi hadisesinin ardından söylediği ‘’başkan olarak yetkilerini sınırlandırabilecek şeyin ‘kendi ahlâk anlayışı’ olduğu, uluslararası hukukun, anayasa ya da mahkemelerin kendisini bağlamadığı” sözlerini getirdi.
Trump’ın bu sözleri, kendi kişiliği üzerinden -belirleyici aktör konumunda olduğu- sistemin hangi anlayışla yönetildiğini ifade ediyor; önceki başkanların da bu çarkın içinde yer alması, hukuk tanımayan bu anlayışın sadece Trump döneminin değil; önceki dönemlerin de ruhunu yansıttığını gösteriyordu. Trump’ın önceki başkanlardan farkı, bu anlayışı daha fütursuzca yani gelecek tepkilere aldırış etmeyen bir özgüvenle ifade etmesiydi. Bu ise elbette Trump’ın daha dürüst, açık sözlü vs. olmasından değil, buna karşı çıkacak bir gücün olmadığı inancından kaynaklanıyordu. Dolayısıyla Epstein belgelerindeki çocukların kaçırılıp, tacize, tecavüze maruz bırakılmasına kadar uzanan ve........
