menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Halkların demokratik, toplumsal ve ekolojik ittifakı

39 0
16.04.2026

Öcalan, PKK’yi kendisini feshe, “silahlı mücadele”yi “demokratik siyaset”le ikameye çağırarak, yalnızca 40 yıldır sürüp giden iç çatışmayı sonlandıran en belirleyici hamleyi gerçekleştirmekle kalmadı. Kürt Özgürlük hareketi, bu hamleyle, 40 yıl içinde müesses siyaset düzeneğini zembereği, statüsü edinen, her türden “illiberal” egemenlik pratiğinin meşruiyet dayanağı olarak iş gören “terörle mücadele”yi de bir seferde mantıksal olarak siyaset hurdalığına gönderdi.

Bu hamle, öte yandan merkezinde “Kürt Sorunu”nun çözümsüzlüğünün yer aldığı ikili devlet pratiğini de bundan türeyen egemenlik ve yönetim usullerini ve söylemlerini de bir anda çaptan düşürdü. Varlık nedenini ve güya kabul edilebilirliğini süreğen bir isyan hâlinin mevcudiyetinden türeten karakteriyle Türk devlet pratiği bir yanda görece kurallı (normatif) bir işleyişi sürdürürken, özellikle Kürtler söz konusu olduğunda özel harbe özgü istisnaî (prerogatif) işleyişi kurallaştıran kademelenmiş bir egemenlik yapısı inşa etmede kendisini haklı görebiliyordu: “Ne yani, teröriste insan muamelesi mi yapacaktı?”

Öcalan ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin iç çatışmayı sonlandırması, bir yandan rejimin dikkat ve enerjisini başta CHP olmak üzere düzen içi rakiplerini saf dışı etmeye odaklamasını nispeten kolaylaştırarak iktidara nispi bir avantaj sağlamış gibi görünse de esasen iki yıldan bu yana “devlet adamları”nı, zorbalığı topluma erdem gibi satma lüksünden yoksun bırakıyor. Böylece, yürürlükteki “ikili devlet” mantığının meşruiyet gerekçesi havaya uçarken, 100 yıl boyunca hakları inkâr edilen Kürt halkının tarihsel alacaklarının teslimi de siyasal gündemdeki yerine yerleşiyor.

Çatışmasızlık olsun ama eşitlik olmasıncılar

Gidişatın ima ettiği bu tektonik kaymalar AKP’lisiyle, MHP’lisiyle, Ergenekoncusuyla, neo-faşistiyle, cumhuriyetçi “liberal”iyle eski hâkimiyet çerçevesinde “efendi” statüsünde işlem görenlerin kabusu: “Ne yani teröristler bizimle eşit mi olacak?”

Bu bakış açısından kurulu düzen güçlerinin neredeyse tamamı için, Öcalan ve PKK’nin “silah bırakma” ve “demokratik siyaset”e geçiş ilanıyla başlayan politik değişim sürecinin mantıksal sonuçlarına ulaştırılması, gündem dışı ve bağlam dışı kalmalı. Bunun, 40 yıldır tecrübe edilmiş en kesin sonuç getiren çaresi elbette “terörle mücadele” ihtiyacının hiç ortadan kalkmaması.

AKP sözcüsü Ömer Çelik, DEM Parti’den başkanına ve hükümetine yönelen, çözüm adımlarının atılmadığı veya geciktirildiği eleştirileri karşısında “terörle mücadele” silahını bir kere daha boşuna kuşanmıyor.

“Sürekli olarak iktidara ödev veriyorlar, sürekli olarak devlete ödev vermeye kalkıyorlar,” diye yakınıyor, para babalarının, Donald Trump ve oğullarının, Putin’in verdiği ödevleri sektirmeden yerine getirmekle ünlü partinin sözcüsü.........

© Yeni Yaşam