menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AP Kürt Konferansı: Barışın, eşitliğin ve ortak mücadelenin çağrısı

9 0
monday

Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen Kürt Konferansı’nın sonuç bildirgesi, yalnızca bir talepler listesi değil. O, uzun süredir ertelenmiş bir yüzleşmenin, birikmiş adaletsizliklerin ve hâlâ mümkün olan bir başka yolun dili olarak değerlendirilebilir. Bildirge, sürecin tarihî bir fırsat sunduğuna dikkat çekerek yirmi madde sıralıyor. Bu maddeler, Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin demokratik bir yola girebilmeleri için asgari düzeyi tarif ediyor. Bu vesileyle Kürtler, dünya kamuoyuna bir kez daha hem şiddetten arındırılmış barışçı bir süreç hem de karşılanması gereken demokratik talepleri ortaya koyarak önemli bir program belirlemiş oldu.

Şimdi yapılması gereken, bu taleplerin gerçekleşmesi doğrultusunda adım atmaktır. Elbette bunun için güçlü ve kapsamlı bir demokratik güç birliğine ve mücadeleye ihtiyaç var. Bu, demokratik Türkiye için sorumluluk duyan tüm güçlerin önünde duran bir görevdir.

Barışın hukuki ve siyasi zemini

Bildirgenin temel yaklaşımı; “Barış, ancak siyasi diyalog yoluyla ve demokratik ve hukuki güvencelere dayalı bir temelde sürdürülebilir.” Dolayısıyla İmralı’daki tecride son verilmeli, Abdullah Öcalan’a kısıtlamasız erişim güvence altına alınmalıdır. Temel siyasi, hukuki ve iletişim haklarının gecikmeksizin tanınması, barış sürecine özgürce katılabilmesinin önünü açar. Bu katılım, sürecin başarısı açısından merkezi bir öneme sahiptir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ilgili bütün kararları, umut hakkı da dâhil olmak üzere, Türkiye tarafından eksiksiz ve gecikmeksizin uygulanmalıdır. Aynı zamanda Avrupa Birliği, sürdürülebilir bir barış sürecini güçlendirmek amacıyla PKK’nin terör örgütleri listesine alınmasını yeniden değerlendirmeli ve örgütü listeden çıkarmalıdır.

Çağrı; Türkiye yönetimi ve parlamentosu, kalıcı bir siyasi çözüm için gerekli hukuki ve anayasal koşulları daha fazla gecikmeden oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Bu zemin oluşturulmadan atılacak her adım, geçici ve kırılgan kalmaya açıktır. Çünkü barış, yalnızca silahların susması değil; adaletin, hukuki eşitliğin ve siyasi tanınmanın tesis edilmesidir.

Türkiye’de demokratik yeniden inşa

Siyasi........

© Yeni Yaşam