Yaşanmıyor, yaşatıyor
Sıradanlaşan hengâme, günlük hayatın ezberi oldu. Binlerce yılın toplamı gelip bir kaosa sığındı. Dünya neden döndüğüne şaşırmanın uçurumuna geldi bir gün. Sonrası ve öncesi bir yoldu ve yolcular gitmeye başladı, hep ileriye. Çünkü gitmek kalmaktı ve kalamamaktı.
Aşk serüveni, yurt arayışı, duygunun sesi, hazzın enkazı ve devam edemeyenlerin silsilesi; aynı isimlerin kuşakları kuşatması. Aslında bir savaş arenası ve bir cümle içinde. İşte, öznelerle yüklemleri ve sıfatları yeniden yazma zamanı hatta yeni bir dil kurma eşiği. Çok sıradan olan bazen şok etkisi yaratabiliyor.
Serüvenciler uğurlanmaya mahkumdur ve karşılanmaya, hem de yıllar yıllarca geçse de. Dönüşler don değiştirir ve geleceği bir başka yere tayin eder. Etkilerin tesellisi çünkü, sığdığı kabı çatlatabiliyor. Sık ve sığ arasında bir harf, insanın ömründeki mevsimleri değiştirebiliyor.
Yerçekimi, gökbilimi, uzay çağı ve dağları delen savaşlar; hepsine anlara sığmayan yıllar verdik. Kimilerine göre değişen yönler, kimilerine göre de değişmeyen yönler var ve insan kendisinin........
