AMASYA TAMİMİ
Özel Sayılar İSTİKLÂL MARŞI’NIN 100.YILI Başbuğ Alparslan Türkeş Özel Sayısı DÜNDAR TAŞER ÖZEL SAYISI Mayıs 2019 Özel Sayısı
İSTİKLÂL MARŞI’NIN 100.YILI
Başbuğ Alparslan Türkeş Özel Sayısı
DÜNDAR TAŞER ÖZEL SAYISI
Mayıs 2019 Özel Sayısı
Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.
Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı gerçekten tehlike altında olabilir mi? Türk tarihi incelendiğinde vatanımızın bütünlüğü, istiklalimiz ve Türk milletinin mevcudiyetine defalarca kastedildiği görülecektir. Türk milletinin evlatları bu sınanma dönemlerinde vatanın bölünmez bütünlüğünü, istiklalin tartışılamaz olduğunu, egemenliğine ortak kabul etmediğini bedelini kanla ödeme pahasına ispat etmekten çekinmemişlerdir. Türk tarihi bu süreçlerin örnekleri ile tarihte müstesna bir yere sahiptir. Nitekim destansı bir mücadele verilen İstiklâl Harbi bu değerlerin savunulduğu en güzide örneklerden biridir.
Mondros Sonrası Osmanlı Devleti’nin Durumu
1919 yılında Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’ndan çıktıktan sonra bir enkaz haline döndü. Zira uzun yıllar yönettiği toprakları ağır mağlubiyetler sonucu kaybetmişti. Anadolu yer yer işgal edilmekte, başkent fiilen İtilaf Devletlerinin kontrolü altına alınmakta, Rum ve Ermeni çeteleri halkın sükûnetini tehdit etmekteydi. Bu kargaşa içinde İstanbul hükûmeti İtilaf Devletlerinin isteklerine boyun eğmek, millî direnişi engellemek için çeşitli yollar aramaktaydı. Aradığı yollardan biri, Mustafa Kemal’i Dokuzuncu Ordu Kıtaları Müfettişliğine atayarak Anadolu’ya gönderme fikriydi.
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları ise bu süreçte vatanın işgal edilişini engellemek ve Millî Mücadele’yi başlatmak için çeşitli toplantılar düzenliyor, hükûmetle temaslarda bulunuyor, gazetelerde yazılar kaleme alıyordu. Nitekim Paşa’nın arkadaşları ile yaptığı istişareler neticesinde Millî Mücadele’yi teşkilatlandırmak, savunmayı millî hâle getirebilmek için Anadolu’ya geçmenin gerektiği kararı alındı. Diğer yandan İtilaf Devletleri sadece hükûmetle haberleşmeye izin vermekteydi. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, Anadolu’ya hükûmet görevlisi olarak gidilmesi halinde Millî Mücadele sürecinin daha rahat başlatılabileceğini düşünüyordu. Bu nedenle Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları Anadolu’ya hükûmet görevlisi olarak gitmenin yollarını aramaya başladı.
İstanbul hükûmeti bu süreçte Anadolu’nun her yerinde işgal kuvvetlerine karşı gösterilen mukavemeti bertaraf etmek için bir arayışa girdi. Mukavemeti kırmak için halkın gönlünde yer edinmiş bir kişinin önderliğinde ekip kurulmasına karar verdi ve bu ekibi Anadolu’ya gönderme çalışmalarına başladı. Çanakkale’de Anafartalar Kahramanı olarak nam salan Gazi Paşa bu görev için en uygun kişi olarak görülüyordu.
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, hükûmetle irtibata geçerek işgalcilerin isteklerini yerine getireceği izlenimi oluşturdu. Bu vazifeyi bahane ederek Anadolu’ya gitmek ve daha önce kararlaştırdıkları Millî Mücadele’yi teşkilatlandırma kararını hayata geçirmek istiyordu. Nihayet hükûmet, Gazi Paşa’yı işgalcilere karşı olan mukavemeti kırması için; 9. Kolordu Müfettişi olarak Samsun‘a gönderme kararı aldı.
Samsun’a Çıkış ve Havza’ya Geçiş
16 Mayıs 1919 Cumartesi günü, İstanbul’dan kalkan Bandırma Vapuru, Dokuzuncu Ordu Kıtaları Müfettişliğine atanan Mustafa Kemal Paşa ile arkadaşlarını Samsun’a götürmek üzere yola çıktı. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa Samsun’a vardı. Derhal hükûmete uyarı mahiyetinde olan Samsun Raporu’nu (22 Mayıs 1919) yayınladı. Raporu yayınladıktan sonra Havza’ya geçen Paşa burada Havza Genelgesi’ni (Tamimi) (28 Mayıs 1919) kaleme aldı; belediye başkanlarına, cemiyet başkanlarına, valilere ve komutanlara gönderdi, toplumun ileri gelenlerini Millî Mücadele için harekete geçirmeye çalıştı. Gazi Paşa, bu çalışmaların İstanbul hükûmetini ve İtilaf Devletlerini rahatsız etmesi üzerine İstanbul’a çağrıldı. Paşa ise arkadaşlarıyla birlikte bu isteği reddederek Millî Mücadele’ye devam etmek üzere Amasya’ya geçme kararı aldı.
Amasya’nın Genel Durumu
Amasya, Pontus hayalini kuran Rumlar için önemli bir merkezdi. Zira kendi tarihî rivayetlerine göre hükûmet merkezi olarak kabul ediliyordu. Bu nedenle Amasya ve çevresinde Rumlar başta olmak üzere ayrılıkçı çeteler yoğun faaliyetlerde bulunuyorlardı. Aynı zamanda Amasya, Pontusçu Rumların Karadeniz kıyıları ile iç kesimdeki illeri kapsayan coğrafyada kurmayı amaçladıkları Pontus Rum devletinin sınırları içerisindeydi. Bu amaçlarını........
