GÜN OLUR ASRA BEDEL ROMANININ TAHLİLİ
Özel Sayılar İSTİKLÂL MARŞI’NIN 100.YILI Başbuğ Alparslan Türkeş Özel Sayısı DÜNDAR TAŞER ÖZEL SAYISI Mayıs 2019 Özel Sayısı
İSTİKLÂL MARŞI’NIN 100.YILI
Başbuğ Alparslan Türkeş Özel Sayısı
DÜNDAR TAŞER ÖZEL SAYISI
Mayıs 2019 Özel Sayısı
GÜN OLUR ASRA BEDEL ROMANININ TAHLİLİ
Cengiz Aytmatov, gerek Türk edebiyatında gerekse dünya edebiyatında büyük yankılar uyandırmış güzide bir yazarımızdır. Eserlerinin 150’den fazla dile çevrilmiş olması bile tek başına başarısının bir tezahürüdür. Aytmatov’un bu günlere gelebilmesi son derece meşakkatli bir hayatın sonucunda olmuştur. Küçük yaştayken, babası siyasi bir cinayete kurban gitmiştir. (Cengiz Aytmatov’un babası olan Törekul Aytmatov, Kırgızistan Türklerinin önde gelen aydın kesimindendir. 1937 yılında Stalin tarafından “halk düşmanı” ilan edilir. Evinden ve ailesinden koparılır. Kurşuna dizilerek öldürülür.) Cengiz Aytmatov, hayatın zorluklarıyla küçük yaşta tanışmıştır. Çocukluğunda babaannesinden dinlediği efsane, halk hikâyeleri ve masallarla geçmiş bilinci oluşmuş; geçmişi olmayan toplumların ne bugününün ne de yarınının olamayacağını öğrenmiştir.
Gün Olur Asra Bedel romanı, Cengiz Aytmatov’un edebiyat camiasında yankı uyandırmış bir eseridir. Romanda geçmişi, bugünü ve yarını büyük bir ustalıkla harmanlamış; değerlerimize sahip çıkmamızı önemle vurgulamıştır.
Olayların geçtiği Boranlı kasabası, kumlu Sarı-Özek bozkırında bulunan dış dünya ile tek bağlantısı tren istasyonu olan birkaç haneli bir kasabadır. Bu kasabada niceleri çetin hayat koşullarından dolayı burada tutunamaz, bir yolunu bulup gider. Yazar bu coğrafyayı şu sözlerle anlatır:
Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi…
Bu yerlerde demir yolunun her iki yanında ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği, Sarı Özek uzar giderdi.
Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa bu yerlerde de mesafeler demir yoluna göre hesaplanırdı.
Trenler ise doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi…
Boranlı bahsedildiği gibi küçük bir kasabadır. Fakat içinde yaşayan insanlarla roman okuyucularına büyük mesajlar verilmektedir. Yazar, hayatın acı gerçeklerini vermek istediği mesajlarla bütünleştirerek okuyucuya sunmuştur. Bu noktada gerek kendi hayatından gerekse yaşadığı dönemin zorluklarından çokça ilham almıştır.
Olayların akışı, insanların baskıcı Sovyet rejimi karşısında kendi kültürlerini yaşama ve yaşatma çabalarını içerirken kendi çocuklarının kültürel değerlerinden uzak kalmalarını önleyememenin acı sonuçlarını yansıtır. Kitaptaki karakterlerden örnekler verirsek herhalde biraz daha somutlaşacaktır.
Kazangap bu güzel örneklerden birisidir. Kendisi hak hukuk gözeten, geleneklerine bağlı, son derece iyi niyetli bir şahsiyettir. İki tane de çocuğu vardır. Okuyucuların pek çoğu Kazangap’ın çocuklarını bu yönden şanslı görürler. Zira çok kıymetli bir babaları vardır. Maalesef işler düşündüğümüz gibi ilerlemez. Çocukları son derece hayırsız, kültürel değerlerinden bihaber olmuşlardır. Burada hayatın acı bir gerçeği Aytmatov’un kalemiyle yüzümüze vurulur: Alimden zalim doğması gerçeği… Normal şartlarda dahi bu denli bir tezat görülmesi beklenmezken iktidardaki despot rejim buna sebebiyet vermiştir. Öyle ki bu rejimden dolayı çok canlar yanmış, çok acılar çekilmiştir.
Her Türk ailesi gibi Aytmatov ailesi de rejimden nasibini almıştır. Romanda geçen Kuttubayev ailesi, Aytmatov ailesinden izler taşımaktadır. Nitekim Kuttubayev ailesi de rejim kurbanlarındandır.
Abutalip Kuttubayev, kendi halinde bir öğretmendir. 2. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle SSCB safında savaşmak için cepheye gider. Savaş süresince rejimin çok katı bir emri vardır:........
