İslâm iktisatçıları ne iş yapar?
Memleketin iktisat ile ilişkisine bakınca; iktisadın zihinlerde ekseri Batı’dan gelmiş, bize ait olmayan ve bizim anlamadığımız ithal bir bilim ve bilgi olduğu gibi bir hisse kapılıyorum bazen. Çok fazla çarpıklık var. Çok fazla anlamsızlık, aşırı kayıtsız bir teslimiyet ve bîçarelik var.
Sahi iktisat bize ithal edilmiş bir bilim midir? En azından asırlar ve asırlar boyunca gündelik hayatımızın her noktasında evrensel bir bilgi olarak iktisat hep varken bir görgü edinememiş miyizdir? Varlığında ve gelişiminde hiç katkımız yok mudur? Düşünsel tarafına hiç mi geçmemişizdir meselenin?
Sorun şu ki: Bilgi ve düşüncenin bizden Batı’ya geçtikten sonraki kısmından bir süre için bîhaber ve bîgâne kaldık. Bu periyot içinde birçok ilim ve bilimle beraber iktisat da gelişti. Bizdeki boşluk o kadar derindi ki bu bilimlerle, ilimlerle ve iktisatla medeniyetimizin bağıntısının kaynaklarını dahi unuttuk.
Adam Smith’in ve silsiledeki diğerlerinin biraz da bizden olduğunu anlayamadık. Diplomasının tacına besmeleyi koyan Kant’tan sonra belki onlar da anlayamamıştı. Bizim bağıntıyı kuracak durumumuz yoktu, onlar da bizim için kurmadılar.
Hatta buna benzer bir sorunu tespit edenlerden birisi de merhum Fuat Sezgin Hoca olmuştu. Teknik bilimlerde insanlığa öylesine faydalı işlerin bir yerinde biz yok muyduk, sorusuna cevaplar üretti. Öyle ya biz bir medeniyettiysek nasıl........
