Ankara Riyad’da o kararı neden aldı? Bundan sonra ne olacak?
Ankara Riyad’da o kararı neden aldı? Bundan sonra ne olacak?
5 Ekim’de Riyad’da gerçekleştirilen Mekke İttifakı toplantısından “kolektif savunma taahhütlerinin uygulanması” ve “askeri kuvvet ve yeteneklerin hızla konuşlandırılması” kararının çıkması Türkiye ve bölgenin geleceği için önemli bir dönüm noktası. Bu kararın ardından, doğru-yanlış çok sayıda haber yayımlandı. “Türk askeri Yemen’e mi gidiyor” tartışması başladı. Riyad’da aslında ne oldu? Ve bundan sonra ne olacak? Kaynaklarımdan derlediğim bilgilerle bir çerçeve çizeceğim ama önce bu kararı gerekli kılan jeopolitik nedenlere kısaca değinmem gerekiyor.
Bir. Yemen ve Babülmendeb’deki krizin bir boyutu S. Arabistan’ın güvenliği ile ilgili. Riyad, Husilerin saldırısı altında. Enerji tesisleri, havalimanları, sivil noktalar her gün hedef alınıyor. Riyad, içerde ve dışarıda bu saldırılara yanıt vermeye çalışıyor. Bu birinci halka.
KISA BİR JEOPOLİTİK OKUMA
İki. Yemen’i şu anda tartışıyor olmamızın sebebi İran savaşı ve Hürmüz krizi. ABD, İran’a ağır ekonomik yaptırım açıklayınca Tahran, Babülmendeb kartını -da- masaya koydu. Husiler, boğazının kontrolünü ele geçirdi. Eğer Babülmendeb krizi hızlıca çözülmez, Husi etkisi makul yöntemlerle zayıflatılmaz, Riyad’ın güvenliği sağlanmaz ve Kızıldeniz’de seyrüsefer güvenliği oluşturulmazsa; İran savaşının bu cephede derinleşeceğini göreceğiz. Bu bölge ve Türkiye için iyi sonuçlar doğrumaz.
Üç. Babülmendeb krizi aynı zamanda ilginç bir konjonktürün ürünü. Türkiye, Pakistan, S. Arabistan ve Mısır’ın Bölgesel Dörtlü’yü (R4) kurduğu, Mekke İttifakı’nın ete kemiğe büründüğü bir dönemde kriz patlak verdi. Bir yönüyle büyük bir sınamadır. Kriz doğru yönetilmezse Mekke İttifakı (yani yeni bölgesel düzenin tasarlanan çekirdeği) prematüre kalacaktır (İsrail’in arzusu da budur.) Nitekim Tel Aviv,........
