Ankara’nın Kızıldeniz’de zor kararı
Ankara’nın Kızıldeniz’de zor kararı
ABD/İsrail-İran krizi birçok ülkeyi derinden etkiledi. Türkiye, bu gerilim alanının hemen yanı başında bulunuyor. Yaşanan her gelişme güvenliği, ekonomisi, bölgesel politikaları ve yaşamsal çıkarları üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Buna rağmen Ankara; Bir. Kendisini çatışmanın dışında tutmayı, İki. ABD, İran, Körfez… Tüm taraflarla diyaloğu korumayı ve arabulucu rolü üstlenmeyi, Üç. Savaşın, Terörsüz Türkiye gibi hayati bir proje üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerini sınırlamayı, Dört. Ankara patentli bölgesel enerji ve koridor projeleriyle (Basra petrolünün Ceyhan’a getirilmesi, Hicaz Demiryolu gibi) savaş sonrası mimaride önemli bir konum elde etmeyi, Beş. Başta Körfez olmak üzere bölge ülkeleriyle ilişkilerini savunma, ekonomi ve diplomatik açılardan geliştirmeyi başardı. Bunlar önemli kazanımlardır.
Ancak savaş, askeri boyutu şimdilik dinmiş görünse de, devam ediyor. Kriz hala Hürmüz odaklı. İran, Hürmüz’deki rejimi/statükoyu değiştirerek, boğazı kontrol etmek, gemilerden ücret almak, savaştan kalıcı bir kazanç elde etmek istiyor. ABD ve Körfez ülkeleri buna karşı çıkıyor. Şu an İran ve Umman’ın geçici bir anlaşmaya yaklaştığı söyleniyor. Sonuç ne olursa olsun, Tahran Hürmüz’ün statükosunu değiştirme arayışından vazgeçmiş değil. Trump ise bunu tersine çevirmek için bir çılgınlık yapabilir.
ABD-İran ateşkesi çöktükten sonra, Türkiye’yi yakından ilgilendiren iki durum oluştu. Birincisi, Lübnan konusudur. Orada Hizbullah’ın silah bırakması, böylece İsrail’in işgalini sona erdirmesi için bir süreç yürütülüyor. Ankara, Lübnan’ın istikrar ve egemenliğini güçlendirecek her adımı destekleyecektir. Ancak ABD’nin Suriye yönetimine........
