menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye ve Batı’yla ilişkilerde simetri talebi

26 0
22.10.2026

Türkiye ve Batı’yla ilişkilerde simetri talebi

Tanzimat, Osmanlı-Türk modernleşmesi açısından kıblenin değişimi olarak yorumlanan bir süreçtir. Bir yönüyle kurtuluşun reçetesi olarak da algılanan bu değişim, Tanzimat sonrasında yoğun biçimde süregelen bir yakınlaşmanın da miladı olmuştur. Söz konusu yakınlaşma, sonraları Osmanlı nasıl kurtarılabilir sorusunun siyasi bir cevabı olan Batıcılık şeklinde tezahür etmiş ve bugüne kadar bu kıble sabit olarak kabul edilmiştir. Değerler ve medeniyet düzlemindeki tartışmalara rağmen, kıble ile ilgili vurgular sabit kalmış, Batı sadece siyasi bir ortak değil dahil olduğumuz medeniyet olarak da tasavvur edilmiştir. 2. Dünya Savaşı sonrasında Truman Doktrini ile sabitleşen bu çizgi, günümüze kadar farklı tartışmalar olsa da ana akım olarak kabul edilmiştir.

Bu ilişki biçiminin getirdiği siyasi ve kültürel tartışmalarda görece yeni arayışlar söz konusu olsa bile Türkiye-Batı ilişkileri uzunca bir süre asimetrik düzlemde ilerlemiş ve zaman zaman bu durum bir tür vesayet olarak kendisini göstermiştir. Son yıllarda Türkiye’nin bu vesayeti aşma ve Batı ile simetrik ilişki kurma talebi, stratejik otonomi arayışı olarak yorumlanmış ve bu politikada epey de mesafe kat edilmiştir. Özellikle savunma sanayideki ivmesi ile pozitif ayrışan Türkiye, bu kapasitesini oyun değiştirici rolü ile tahkim etmiş, tüm bu kazanımlar da Türkiye’yi diplomaside önemli bir aktör konumuna getirmiştir. Türkiye’nin bir bütün olmasa da Batı ile simetrik düzlemde yeniden kurgulamaya çalıştığı bu ilişki biçimi çoğu zaman engellemelerle karşılaşmıştır.

Son dönemde özellikle Avrupa Birliği üyelik sürecinde karşılaşılan sorunları bu minvalde okumakta fayda var. Made in Europe ile bağlamını değiştiren bu tartışma, Türkiye’nin........

© Yeni Şafak