menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO 3.0 ve Atlantik ittifakının geleceği

45 0
06.07.2026

“Osabah NATO karargahındaki atmosfer kasvetli ama sakindi. Her şey sükunet içinde görünüyordu, ne bir gerginlik ne de bir kaos belirtisi vardı ve herkes ne yapması gerektiğini biliyordu. Ancak hepimiz, bundan böyle daha tehlikeli bir Avrupa’da yaşayacağımızı anlamıştık. 24 Şubat 2022’den önce bir dünya vardı, sonra başka bir dünya başladı”.

Stoltenberg’in Genel Sekreter olarak görev yaptığı dönemdeki en netameli konu başlıklarından biri olan Rusya-Ukrayna Savaşına dair bu gözlemleri, bugün ittifakın geleceği açısından kritik bir momente karşılık geliyor. Atlantik’in iki yakası açısından zaman zaman bir krize dönüşen bu moment üzerinden oluşan yeni durum, ittifakı yeni bir istikamete doğru sürüklüyor. NATO 3.0 olarak adlandırılan bu dönüşüm sürecinin itici gücü olan Rusya-Ukrayna Savaşı, hem Avrupa hem de ittifak açısından yeni meydan okumalara açık biçimde ilerliyor.

Rusya hayaletinin Avrupa semalarında uzun bir sürenin ardından Kırım’ın ilhakı sonucunda yeniden belirmesi, Avrupa için çanların çaldığını gösteriyordu. Nitekim İsveç ve Finlandiya’nın alelacele NATO üyeliği konusundaki ısrarı Rusya’nın Avrupa açısından ne denli sıcak bir tehdit olduğunu gösteren dramatik bir adımdı. Cephenin ortasında Hem Biden hem de Avrupa’nın önemli ölçüde desteklediği Ukrayna’nın Rusya karşısında karşılaştığı meydan okumalar, NATO ve Avrupa açısından oldukça kritikti. Batı’nın bir parçası olmasına rağmen NATO üyesi olmayan Ukrayna için finans desteği ve mühimmat yardımı dışında çok da fazla bir seçenek yoktu. Zira ne NATO ne de Avrupa, Rusya’ya karşı bir savaşın içinde olmayı istememiş ve Zelenski’nin Rusya’ya yönelik müdahale çağrıları karşılık bulmamıştı. Stoltenberg bu acı gerçeği “Ukraynalıların yanında olacaktık ancak onlar için ölmeye gönüllü değildik.” diyerek ifade etmiş ve Ukrayna’yı önemli ölçüde Rusya ile karşı karşıya........

© Yeni Şafak