Bölünerek çoğalmak mümkün mü? Yeni Parti’ye dair
Bölünerek çoğalmak mümkün mü? Yeni Parti’ye dair
Butlana konu olan kongre öncesinden başlamak suretiyle uzunca bir süredir tartışılan ve CHP içinde hukuki alana sirayet eden tartışma bugün itibarıyla fiili bir bölünme yaratmış durumda. Özel ve arkadaşlarının parti içi mücadelesinde hukuki ve siyasi yolların tükenişine işaret eden bu ayrışma, “yeni” olan üzerinden birtakım tartışmaları da beraberinde getirdi. Peki, yeni bir ideolojik çerçeve ya da politik farklılıktan ziyade mevcut durumun parti içinde kalmayı imkansız hale getirmesi ile gündeme gelen bu ayrışma, Türkiye siyaseti açısından ne anlam ifade ediyor? Yeni parti, parti programı ve öne çıkan elitleri ile istediği ivmeyi yakalayabilir mi?
Özel ve arkadaşlarının partinin sevk ve idaresinde yer aldıkları ve “yeni” herhangi bir aktörü sürece dahil etmedikleri ilk etapta dikkat çekiyor. Peki aktörel anlamda herhangi bir yenilik içermeyen parti, hangi ilke ve ideolojik çerçeve ile hayatına devam edecek? CHP’den ayrılan büyük kütle doktriner anlamda bir kopuşu temsil ediyor mu? Kamuoyu ile paylaşılan parti programına bakıldığında, iç politikadan ekonomiye güvenlikten dış politikaya uzanan geniş bir düzlemde politika üretildiği görülüyor.
Programda bazı muğlaklıklar olsa da partinin sol hatta hizalandığı ve sosyal demokrat bir çizgi takip edeceği görülmektedir. Düşünsel temeller ve siyasal kimlik bölümünde ayrıntılandırılan bu çizgi, partinin kimliği adına da çok şey söylemektedir. Atatürk devrimleri ve altı ok vurgularının da altının çizildiği bu bölüm, partinin nasıl bir siyaset yapacağı açısından belirleyici olacaktır.
Programın devam eden bölümlerinde en fazla dikkat çeken husus ise iktidar ile kurulan ilişki biçimi ve ona atfedilen anlam. Popülist bir dil üzerinden iktidarı “öteki” olarak tanımlayan program adalet, ekonomi, liyakat ve demokratik........
