Önce bir mukaddime
“Çocuklarınızı unutun! Karılarınıza gidin, yeni çocuklar yapın. Yapamıyorsanız, benim adamlarım yapar!”
Güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınan oğullarının salıverilmesi için Suveydâ Valisi Suheyr Ramazan’a başvuran bir grup Der’âlı, bu kaba ve çirkin cevapla karşılaşmıştı. Çocukların tek suçu, Der’â’daki bir duvara şu cümleyi yazmış olmalarıydı: “İcâke’d-dûr yâ duktûr!” (Sıran geldi doktor!) 2011’in o hararetli günlerinde, Tunus Cumhurbaşkanı Zeynelâbidîn bin Ali ve Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in devrilmesinden sonra sıranın Suriye Devlet Başkanı Beşşâr Esed’e geldiğini sadece Der’âlılar değil, dünyanın her yerinde milyonlarca insan söylüyordu. Çocukların hatası, Suriye gibi her noktasını istihbaratın kontrol ettiği bir cinnet ülkesinde, bunu duvara yazmış olmalarıydı.
Çaresiz babaları Suheyr Ramazan’a yönlendiren kişi, Der’â Valiliği Siyasî Güvenlik Şefi Âtıf Necîb’di. Beşşâr Esed’in teyzesi Fâtıma Mahlûf’un oğlu olan Necîb, iktidara yakınlığı sebebiyle çözümün odağı olarak görülüyordu. Ancak Necîb problemi ortadan kaldırmadığı gibi, Suheyr Ramazan’ın tavrı da insanların onurlarının zedelenmesine yol açmıştı. Ceberut bir valinin, karılarının namusuna ettiği alenî hakareti mecburen sindirmek zorunda kalan Der’âlılar, görüşmeden dönüşte öfkelerini daha fazla kontrol altında tutamayacaktı.
Bilhassa gençler, sokağa çıkmak ve maruz kalınan ağır muameleyi toplu şekilde protesto etmek niyetindeydi. Nasıl davranmaları gerektiğini........
