O gün karar verdi…
İsrail’in, etrafındaki ülkelere ani saldırılar düzenleyerek, sadece altı gün içinde sınırlarını 3,5 kat genişlettiği meşhur Altı Gün Savaşı (1967), bilhassa Mısır açısından ciddi bir yıkım getirmişti. Yalnızca Sina Yarımadası gibi stratejik bir coğrafya İsrail’e kaptırılmamış, aynı zamanda dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Abdunnâsır’ın Arap milliyetçiliği ve Arap dünyasının liderliği söylemleri çerçevesinde oluşturduğu parıltılı imaj da çöp sepetini boylamıştı. Abdunnâsır, ağır mağlubiyetin yol açtığı travmalardan kurtulamayacak, 1970’in sonbaharında kalp krizi geçirerek sahneden çekilecekti.
Savaş sırasında Mısır’ın uçak ve helikopterleri daha pistlerinden bile ayrılamadan İsrail tarafından vurularak yok edilmesine rağmen, Mısır radyosundan çatışmaların seyrini takip edenler bambaşka bir senaryoyu dinliyordu: Arap orduları zafer üzerine zafer kazanıyordu; binlerce Yahudi asker öldürülmüş, binlercesi de esir alınmıştı. Düşman uçakları arka arkaya düşürülüyordu. İsrail şehirleri bombalanıyor, Mısır ordusu Kudüs’e doğru ilerliyordu. Yahudiler korku ve panik içindeydi. Pek yakında bütün Filistin işgalden kurtarılacaktı…
Kitlesel iletişimin daha çok radyoyla sağlandığı o devirde, bu haberlerin Arap sokaklarında ne büyük bir coşkuya yol açtığı tahmin edilebilir. Coşku, sadece sokaklarda değildir üstelik. Abdunnâsır’ın sağ kolu mesabesindeki Enver Sedat’ın ev halkı........
