Kaşgarlı bir şehit
Beldelerin de tıpkı insanlar gibi karakterleri var. Bir anne-babanın çeşitli vasıflarının evlada sirayet etmesine benzer şekilde, beldelerin karakterleri, oralarda yetişen insanlarda vücut buluyor. İslâm coğrafyasında, evlatlarını besleyen ve kendi derinliğiyle bezeyen böylesi beldeler pek fazla. Onlardan biri de Kaşgar yakınlarındaki Artuş.
Karahanlıların ilk Müslüman hakanı Abdulkerim Satuk Buğra Han’ın (v. 955) kabrine ev sahipliği yapan Artuş, sonraki yüzyıllar boyunca Doğu Türkistan’ın en bereketli noktalarından biri olarak kaldı. Çok sayıda âlim, mücadele adamı, mütefekkir ve siyasetçi, Artuş’un bağrından çıktı. Bunlar arasında, Abdulkâdir Dâmolla’nın (1862-1924) hikâyesi bilhassa dokunaklı ve etkileyici:
Abdulvâris adlı ilim ehli bir zatın oğlu olarak, tam da Abdulkerim Satuk Buğra Han’ın medfûn bulunduğu Meşhed semtinde dünyaya gelen Abdulkâdir Dâmolla, ilk İslâmî eğitimini Sultaniye Medresesi’nde aldıktan sonra, tahsiline Kaşgar’daki Hanlık Medresesi’nde devam etti. Ardından İslâmî ilimlerde derinleşmek üzere gurbet yollarına düşen Dâmolla, Taşkent’te Kökeldaş ve Buhara’da Abdulaziz Han medreselerinde okuyarak yüksek tahsilini tamamladı. İsminin bir parçası haline gelen “Dâmolla” unvanını bu dönemde aldı. Dâmolla, Osmanlı geleneğindeki “hezârfen” lakabının doğrudan karşılığıydı ve “çok sayıda ilmî disiplinde yetkinlik sahibi kişi” anlamına geliyordu.
Taşkent ve Buhara’da kaldığı dönemde sadece İslâmî ilimlerle yetinmeyen........
