menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD’nin körlüğü

119 0
21.09.2026

ABD, Ortadoğu’da tam bir mağlûbiyet yaşıyor. Hem de mağlûbiyetlerin en beterini. Mağlup olur, size onu yaşatan yerden çıkar gidersiniz. Meselâ Kore’de, Vietnam’da, Afganistan’da bu olmuştur. Yenilen ABD çekip gitmiştir. Bu tarz gidişlerin geri dönüşlere de fırsat temin ettiğini tecrübeler gösteriyor. Askerî olarak geri çekilmeyi usturuplu olarak başarabilirseniz, daha muhteşem bir geri dönüşünüz olabilir ve kayıplarınızı telâfî edebilirsiniz. Meselâ askerî olarak Vietnam’a kaybeden ABD, bugün yine Vietnam’da yeniden arz-ı endam ediyor; McDonald dükkânları, devâsa gökdelenlerde faaliyet gösteren sayısız şirketleri ve ofisleriyle. Bombalarla yapamadıklarını şimdi başka âletlerle yapıyorlar. Ama en kötü işgâl, zihinlerin ve ruhların işgâlidir. Bugün kendisine sosyal mobilite temin etmiş her Vietnamlının içinde, General Giap’ın komuta ettiği Vietkongların kahramanlıkları Ho Şi Minh’in idealleri değil, her şeyi ile bir Amerikalı tüketici yatıyor. Körfez’de ABD’nin hâli bu değil. Mağlup oldular; ama battıkları bataklıktan çıkamıyorlar. Trump’ın tek derdi kendisine kasım seçimlerinde puan getirecek, en azından kaybettirmeyecek prestijli bir çıkış yolu bulmak. Ama gidişat buna pek elvermiyor. Pâkistan’ı yeniden devreye sokarak yeni bir mutabakat metni üzerinde çalışıyorlar. Ama İran bunu reddediyor ve 6 maddelik kendi taleplerinde ısrar ediyor.

Gören gözler için, daha baştan bunun böyle olacağı, İran‘ın Venezuela olmadığı âşikârdı. Peki ABD bu duruma nasıl düştü? Pentagon, CIA ve diğer kuruluşlar Beyaz Saray’ı ikaz etmedi mi? Muhtemelen edenler olmuştur. Ama karar alıcılar onları dinlememiş olmalılar ki ABD bu hâle düştü. Akla ilk gelen bir tez var. Emperyal yapıların belli bir doygunluk safhasına geldikten sonra yaşamaları muhtemel olan bir zaafı vardır. Buna güç zehirlenmesi ve onun doğurduğu körlük de diyebiliriz. Evet, bu tez doğru görünüyor. Ama mesele sâdece bununla mahdut kalmıyor. Daha derin sebepler üzerinde kafa yormamız icap ediyor.

ABD için dünyâ cehâleti meselesi, emperyal güç zehirlenmesi ve körlüğün yol açtığı bir durum olmanın gerisinde sosyal bir derinliğe sâhiptir. Hollywood filmlerinde ekseriyetle ve biteviye olarak New York, Boston ve Chicago gibi merkezlerdeki çok kültürlü, elit renkli hayatlar anlatılsa da, bu, tamâmen marjinal bir durumdur. Evet, New York bir dünyâ kentidir. İnsanın, eğer gettolardan........

© Yeni Şafak