“Ağlamadan dillerim dolaşmadan”
İngiltere ve ABD’nin İsrail’le ilişkisinin sorgulanması elbette mühim bir hadisedir. Türkiye’de bu alanda yerleşik hâle gelmiş çok yaygın bir kanaat var. Yahudilerin bütün dünyaya hâkim olduğu yönündeki kanaat, ne yazık ki birçok hadiseyi açıklayan oldukça etkili bir bakışa dönüştü. Bu irrasyonel bakışın sorgulanmadığını da tespit etmemiz gerekir. Bu alanda da ilmî çalışmalara çok fazla ihtiyacımız var ve artık bizleri körleştiren bu kanaatlerin sorgulanması tabiri caizse güvenlik meselesidir. Yahudilerin bütün dünyaya hâkim olduğu yönündeki kanaatin kaynakları üzerinde de ayrıca durmak gerekiyor. Çünkü bu kadar yaygın bir kanaatin sorgulanmaması insanda şüphe uyandırmalıdır. Bizde sorgulanmayan yaygın kanaatlerin aksine ABD ve İngiltere de dâhil olmak üzere “Batı ittifakı” içindeki parçalanmalar çok farklı bir şekilde düşünmeyi gerekli kılıyor. İspanya ve İtalya’nın başını çektiği Katolik dünyanın ve Latin Amerika ülkelerinin ABD ve İngiltere gibi Anglosakson ülkeleri ile sorunlarının gözle görülür hâle gelmesi yerleşik kanaatler ile açıklanamayacak niteliklere sahiptir. Katolik Papa’nın, yeni gündemde bir taraf hâline gelmesi ittifak içindeki ayrışmaya dikkat kesilmemizi zorunlu hâle getiriyor.
Soruyu şu şekilde soralım: ABD ve İngiltere’yi Almanya ile birlikte Filistin ve Lübnan’ı içine alan, Doğu Akdeniz’de sonsuz savaşları göze almaya iten asıl faktör nedir? Bugün Papa XIV. Leo’nun öncülük ettiği “Batı ittifakı” içindeki sorgulama nereden kaynaklanıyor? Sorgulanan Anglosakson hâkimiyeti mi........
