menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çin istilası

33 0
25.03.2026

Küresel ekonomi politik düzlemde son otuz yılda yaşanan dönüşüm, klasik askeri güç projeksiyonlarının yerini giderek daha fazla jeoekonomik araçlara bıraktığını gösteriyor. Günümüzde küresel rekabet, her ne kadar barut dumanı ve askeri yığınaklarla karşımıza çıkıyor olsa da aslında arka planda lojistik ağlar, tedarik zincirleri ve üretim kapasitesi üzerinden şekillenmeyi sürdürüyor. Sınırları zorlamadan, üretim ağlarının kılcal damarlarına meydan okurcasına sızan Çin modeli askeri hegemonya yerine doğrudan nüfuz mekanizmaları ile hayatımızın tam ortasında duruyor. Eskilerde rekabet avantajı üzerinden konumlanan Çin artık oyunun kurallarını belirleme kapasitesi üzerinden konumlanıyor.

EJDERHA NASIL İLERLİYOR?

Çin’in yürüyüşü son derece planlı, sabırlı ve matematiksel bir stratejinin ürünü olarak bugün içtiğimiz çayın bardağında, oynadığımız misketin yuvarlağında, çektiğimiz besmelenin tesbihinde vücut buluyor.

Önce rekabeti sonra tekeli hedefleyen Çinli şirketler bu hedef uğrunda ucuz kredi alıyor, devlet sübvansiyonu kullanıyor ve gerektiğinde zararına satış yapabiliyor.

Hatırlayalım, ilk aşamada ucuzluk sessizce kapıdan girdi. Bir gün markette, pazarda ya da internet alışverişinde aynı ürünün daha ucuzunu gördük. “Niye daha pahalıyı alayım ki?” dedik. Bu bizim için aslında son derece rasyonel bir tercihti. Zamanla bu tercih yaygınlaştı. Her şey önce 1 lira sonra 10 lira sonra 100 lira oldu gitti. Mahalledeki küçük üretici müşteri kaybetmeye başladı, üretmek yerine ithal ederek tedarik etmek daha keyifli hale geldi, yerli ürünlerimizi zamanla raflarda daha az görür hale geldik.

Savunma sanayimiz için hayati öneme sahip (!) oyuncaklarımızı, plastiklerimizi ithal ederek büyük bir “bağımsızlık” hamlesi yaptık yetmedi üstüne de yerli üreticiye “eller havaya” dedirtip birer birer kepenk kapattırdık.

Ve........

© Yeni Şafak