menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sahi İsrail neyi oyluyor? Kimin daha büyük soykırımcı olup olmadığını mı?

38 0
thursday

Sahi İsrail neyi oyluyor? Kimin daha büyük soykırımcı olup olmadığını mı?

Önceki gün İsrail’de yapılan seçimlerin sonucunu tüm dünya dikkatle izliyor. Bu dikkat, İsrail’e duyulan bir sempatiden değil; bilâkis, ortaya çıkacak sonucun bölge ve dünya için daha ne kadar yıkıcı olabileceğinden duyulan endişeli hâlden kaynaklanıyor.

İsrail’de seçim sonrası parçalanmış siyasi yapıyı fırsat bilmeye teşne, başta Gazze olmak üzere tüm bölgede saldırgan, işgalci ve soykırım yanlısı politikaların dozunu artıracak birçok aktör mevcut. Geçmişte de olduğu gibi bunların hükümette ya da muhalefette olması bu gerçeği değiştirmiyor. Öyle ki ortada, dünyaya “demokrasi gösterisi” adı altında sunduğu seçim sandıklarında oylar sayılırken dahi Gazze’ye yönelik saldırılarını durdurmayan bir İsrail duruyor.

Daha da vahim olanı, bu ölüm makinesini durduracak bir siyasi akıl, ahlâk ve irade bugün dünyada “büyük güç” olarak kategorize edilen ülkelerin hiçbirinde mevcut değil. Olsaydı 21.yy’ın ortasında Gazze’de bir soykırım yaşanmazdı. Görüldüğü üzere, bu güçlerin para, sermaye, silah gibi maddi kapasiteler bakımından muktedir olmaları diğer yanda merhamet, vicdan, evrensel hukuk, insan hakları, egemenlik, meşruiyet ve ahlaki bakımından ve kaht-ı rical zaviyesinden ne kadar fakir oldukları gerçeğini değiştirmiyor.

Aslında sorun sadece normatif ve ahlaki değerlerde yaşanan erozyondan ibaret sayılabilecek kadar da basit değil. Bugün Gazze’de yaşananların yarın sadece Orta Doğu’da değil, dünyanın herhangi bir bölgesinde de yaşanmayacağının da garantisi yok. Bu bakımdan son derece gerçekçi ve fiili bir İsrail tehdidi ile karşı karşıya dünya.

Dünya Yahudi Kongresi Başkanı ve İsrail’in uluslararası alandaki en büyük destekçisi, 82 yaşındaki milyarder Ronald Lauder’in 22 Ekim’de, seçimlerden sadece bir hafta önce Hareetz gazetesine verdiği röportaj bu bakımdan “içerden” bir ses olarak son derece dikkat çekiciydi. Bizim için röportajı dikkat çekici kılan ise dünya siyonistlerinin gerçekte neyi önemseyip neyi önemsemediğine dair........

© Yeni Şafak