Avrupa ve ABD’deki siyasi dönüşümün söyledikleri…
Avrupa ve ABD’deki siyasi dönüşümün söyledikleri…
“ABD ve Rusya arasında sıkışan Avrupa’yı bekleyen krizler” (10 Eylül 2026, Yeni Şafak) başlıklı analizimizin üzerinden bir aydan biraz daha fazla vakit geçmiş. Bugün başta Fransa, İtalya, Belçika, İspanya, Portekiz olmak üzere birçok Avrupa ülkesi, her gün şiddetini artıran toplumsal protesto hareketlerine sahne oluyor. Aslında gelişmelerin bu ülkelerin kahir ekseriyetinde yakın dönemde gerçekleşecek seçimlerle doğrudan alâkası bulunuyor. Sokağa inen protestocuların talep ve yöntemlerinin ülkeden ülkeye çok da belirgin farklılıklar göstermemesi, bilakis birçok açıdan örtüşmesi, Avrupa’nın içinde bulunduğu durum ve gelecek projeksiyonları için önemli bir veri. Artan hayat pahalılığı, ekonomik daralma ve giderek derinleşen toplumsal kutuplaşma; buna karşın merkez siyasetin ve kurumlarının bu sorunlara çözüm üretememesi bugün hem Avrupa genelinde hem de ABD’de radikal sağ ve solun yükselişinin anlaşılması bakımından bir ipucu olabilir. Saydığımız ülkelerin birçoğunda yakında gerçekleşecek seçimler öncesindeki anketler de bu ipucunu güçlendiriyor.
İspanya’da Devlet Başkanı Pedro Sánchez 5 Ekim’de erken seçim ilan ederek gelecek sene yapılması planlanan genel seçimlerin bu yıl 29 Kasım’da yapılacağını açıkladı. Sanchez’in iktidarda olan Sosyalist İşçi Partisi’nin (PSOE) oyları yüzde 26’ya gerilerken, güncel anketlere göre muhafazakâr-sağ Halk Partisi (PP)’ye karşı sosyalist blok seçimde tek başına iktidar olamıyor. Halbuki ülkede Sanchez tarafından aşırı kira artışları, konut krizi ve evsizlikteki artış nedeniyle meclise getirilen, barınma ve kira reformunu kapsayan yasa, aşırı sağcı PP’nin başını çektiği blok tarafından reddedildi. Her ne kadar halktan bir güvenoyu almak için seçim kararı aldığı görülse de Sanchez’in partisinin oy oranı yüzde 34 civarında görülen PP’ye karşı tek başına kazanma........
