menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kur’an Günlüğü -24. cüz- “Rabbim Allah’tır!” deyip istikamet üzere olabilmek: İman ve ahlâkın zorunlu birlikteliği

36 0
14.03.2026

Fussilet Suresi’nin 30. âyet-i kerîmesinde meâlen şöyle buyurulur: “Haberiniz olsun ki ‘Rabbim Allah’tır!’ deyip istikamet üzere olanların üzerine şöyle melekler iner: ‘Endişe etmeyin ve üzülmeyin! Size vadedilen cennetle neşelenin!’”

Bu mübarek âyetten şunları anlıyoruz: Müslüman hem iç âleminde tüm samimiyetiyle hem de insanların huzurunda net ve gür bir şekilde “Benim Rabbim Allah’tır! Ben, sahipsiz ve başıboş bir varlık değilim. Benim bir Sahibim, bir Rabbim var! O’na elimden geldiğince kulluk etmeye çalışıyorum.” diyen kimsedir. Sonrasında da bu imanını hayatının tamamına yansıtır. Peki, iman hayata nasıl yansır? Âyet diyor ki: İman, hayata istikamet olarak yansır/yansımalıdır. İstikamet; dosdoğru, dürüst ve düzgün olmaktır. Demek ki hakiki iman; kişinin inancında, düşünce ve duygularında doğruluk, dürüstlük ve netlik olarak yansır. İnsanın düşünce ve duygularına, varacağı menzili ve hedefi gösterip istikamet verir; o istikamet doğrultusunda sapmadan ve savrulmadan “sırât-ı müstakîm” üzere dosdoğru bir hayat yolculuğu yapmasını sağlar.

Demek ki iman istikameti doğurur; istikameti olmayanın imanında sorun vardır. Burada “istikamet” mutlak olarak kullanıldığı için her alanı kapsar. Mümin; inancında, düşüncelerinde ve duygularında istikametli olmalıdır. İstikametli bir mümin inancında nettir, şüphesi yoktur; düşüncesinde nettir, karışıklık yoktur; duygularında nettir, gel-gitler yoktur; ahlâkında nettir, savrulma yoktur. Ahlâksız bir iman, hakiki iman........

© Yeni Şafak