menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kur’an Günlüğü -23. cüz- Mevlâ’nın huzuruna kalb-i selîm ile çıkabilmek

29 0
13.03.2026

İnsanı insan yapan iki boyut var: Biri etten, kemikten, kandan, kastan vs. oluşan bedenin biyolojik yapısı; diğeri ise akıl ve duyguları da kapsayacak genişlikte insanın idrak merkezi olan “kalp”. Şu hususun altını çizmekte fayda var: Dinî literatürde “kalp” denen şey, sol göğüs kafesimizin altında bulunan et parçası değildir. Gazzâlî’nin de ifade ettiği gibi “kalp” insanda latîf ve ruhânî bir cevherdir ki idrak onunla sağlanır. Bunun açılımı şudur: Kalp, her insanı biricik kılan görünmeyen bir özdür ve insanın idrak merkezidir. Vücudumuzdaki “kalp” organıyla karıştırmamak için buna “manevî kalp” denilebilir. Bugünkü bilimde “beyin”e isnat edilen tüm özellikler, dinî literatürde manevî kalbin özellikleridir. Beni “ben” kılan şey bu manevî kalptir. Tüm duygu ve düşüncelerimin merkezi odur. Bütün organlarımı onları kumanda edip yönlendiren odur. “Nefs” ile kastedilen de çoğu zaman aynı şeydir.

Yaratıcı Kudret, insana öyle bir tabiat vermiştir ki insan organlarının şeklini ve yapısını kolay değiştiremez, hatta çoğu zaman bu imkansızdır. Ancak kolay olmasa da nefsini/kalbini hayatının her safhasında eğiterek değiştirebilir ve dönüştürebilir. Buna Hikmetli Kitabımız “nefs tezkiyesi” der. Hak Teâlâ’nın insanlara peygamber göndermesinin temel amacı, nefs tezkiyesidir. Tüm peygamberler gibi Hz. Muhammed’in (sav) de iki aslî vazifesi vardır: Kitab’ı talim ve nefsi tezkiye etmek (Bk. Bakara 2/29).

Nefs tezkiyesi ile kalbin........

© Yeni Şafak