Ehl-i Sünnet’in büyük imtihanı (2)
Çoğu kimsenin gözünden kaçan bir gerçeğe dikkatinizi çekmek isterim. Dünya genelinde yaygın dinlere ait mezheplerin, kendi dinlerindeki nüfus oranlarına baktığımızda şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz: Hristiyanların yaklaşık H-50’si Katolik, 5-40’ı Protestan, -12’si Ortodoks, %2-3’ü de diğer mezheplere mensup. Yahudilerin yaklaşık @’ı Reformist, ’si Muhafazakâr, ’i Ortodoks, %2’si Rekonstrüksiyonist. Geri kalan yaklaşık % de herhangi bir mezhebe aidiyet hissetmeyen Yahudilerden oluşuyor. Budistlerin yaklaşık 5-40’ı Theravada, P-55’i Mahayana, ’u da Vajrayana mezhebine mensup. İslam’a gelince, dünya genelinde Müslümanların yaklaşık -90’ı Sünnî, -12’si Şiî’dir, %1-2’si de muhtelif mezheplere mensuptur. Bu tablo, bize çok önemli bir şey söylüyor. Diğer dinlerde oran olarak belirli bir mezhebin ağırlığı söz konusu değildir. Mesela Hristiyanlığın yarısına yakını Katolik’tir ama Protestanların oranı da Katoliklere çok yakındır (yaklaşık @). İslam’da ise Sünnîlik çok açık farkla en yaygın mezheptir. Sünnîlik içindeki Hanefîlik, Şâfiîlik, Mâlikîlik ve Hanbelîlik gibi fıkhî mezheplerin (özellikle ilk üçünün) itikadî görüşleri birbirine çok yakın olduğu için İslam anlayışlarında ciddi bir farklılık yoktur. Mezkûr dinlerdeki mezhep farklılıkları itikadî farklılıklar olduğu için önemli farklılıklardır ve bizdeki Sünnî-Şiî ayrışmasına tekabül eder.
Bir hususa daha işaret etmek isteriz: Mezkûr dinlerde, tarih içinde mezheplerin oranlarında belirgin değişiklikler dikkat çeker ancak İslam tarihinde mezheplerin oransal dağılımında önemli bir farklılık olmamıştır. Bir başka ifadeyle, tarih boyunca Müslümanlar, kahir ekseriyetle Ehl-i Sünnet inancını benimsemişlerdir. Sünnîler, siyaseten de çok daha etkili ve güçlü olmuştur. Nüfuz alanı sınırlı olan Fâtımîler, Safevîler ve Kaçarlar (son ikisi Türk asıllı) dışında ciddi bir Şiî devleti kurulmamıştır. Asya, Balkanlar ve Kuzey Afrika’daki ihtida/İslamlaşma faaliyetleri de Sünnîler tarafından gerçekleştirilmiştir. Şiîlerin, Müslüman olmayan milletlere İslam’ı tebliğ edip onların Müslümanlaşmasında önemli bir katkıları görülmemektedir.
Bu tablo, bize şu iki sonuca ulaşma imkânı sunar: 1. Sünnîlik, mezhepten öte bir şeydir. Tarihte ve günümüzde “İslam” denince “Sünnîlik”, “Müslümanlar” denince “Sünnîler” akla gelir. 2. Sünnîliğin hem sayısal........
