menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump’ın barışı, Netanyahu’nun savaşı

19 0
17.06.2026

İran müzakere sürecinin anlaşmayla sonuçlanması, İsrail ile Amerika’nın savaş stratejileri arasındaki ayrışmanın kırılma noktasına geldiğini gösteriyor. Trump’ın üzerindeki ekonomik ve siyasi baskı, askeri müdahaleden elde edeceğini düşündüğü ve bir türlü gelmeyen zaferi anlamsız kıldı. Savaşa İsrail’in de telkinleriyle hızlı bir zafer elde edeceği varsayımıyla onay veren Trump, İran’ı da Hürmüz’ün kontrolü üzerinden küresel ekonomik dinamikler konusunda söz sahibi bir konuma getirmiş oldu. Kasım’daki Kongre seçimlerine doğru iç siyasette de hayat pahalılığı ve enflasyon baskısını hisseden Trump, İsrail’in bölgesel hegemon olma çabasının siyasi maliyetini üstlenmek istemiyor. Savaşın başında Amerika ile İsrail aynı askeri hedeflerle savaşa girdiklerini ilan etseler de son dört aylık süre iki ülke arasındaki strateji farkının keskinliğini ortaya koydu. Netanyahu İran’la sürekli bir savaş halini İsrail’in bölgede kurmak istediği hegemonya ve mutlak hareket özgürlüğünün temeli görürken, Trump savaşın küresel ekonomik sonuçlarının ve iç siyasi maliyetinin gereksiz şekilde yüksek olduğuna karar vermiş görünüyor.


ORTAK SAVAŞTAN SİYASİ HEDEFLERİN FARKLILAŞMASINA

Amerika’nın İsrail’in yoğun lobisine dayanamayarak İran’la savaşa girmesi Amerikan dış politikası açısından yeni bir dönemin habercisi olmuştu. Daha önce askeri müdahale tehdidini nükleer anlaşma sağlamak için tehdit olarak kullanan Washington, bu sefer İran’ın nükleer, balistik füze ve bölgesel vekil kapasitesini yok etmek ve mümkünse rejimini değiştirmek üzere savaşa giriyordu. Elbette bu hedeflerin gerçekçi olmadığı biliniyordu ve Amerika’nın işgal senaryosu içermeyen askeri hazırlığı da savaşın sınırlı kalacağına işaret ediyordu. Buna rağmen tırmanma senaryoları Amerika’nın işgale gidebileceğini de gösteriyordu. İsrail de barış müzakerelerini sabote etmek için elinden geleni yaparak Amerika’nın İran’la savaşını sürekli hale getirmeye çalışıyordu.

ABD ve İsrail’in ilan ettiği savaş hedefleri büyük oranda aynı olsa da siyasi hedeflerin farklılaşması uzun sürmedi. İran’ın Hürmüz’ü bloke etmesi ve ABD’nin de abluka uygulaması,........

© Yeni Şafak