Kararı kalbe bırakan ahmak değildir
Kararı kalbe bırakan ahmak değildir
Biliyorsunuzdur, duymuşsunuzdur yahut bilip duyduğunuz halde duymazlıktan gelmişsinizdir ama mutlaka tesadüf etmişsinizdir. “Haramın en zoru başıdır” diyor İmam Şafii.
“Haramın en zoru başıdır. Sonra kolaylaşır. Sonra sıradanlaşır. Sonra alışılır. Sonra tatlanır. Sonra kalbe yerleşir. Sonra da kalp başka bir haramı arar.”
“Nefsim bu dünyadaki herkesten aşağı” diye düşünebilmek için kalbi haramla ilişkisiz hale getirmek gerekiyor ve bu neredeyse insana “çelişik” gelen bir durum, öyle değil mi? Kalbin haramla ilişkisiz hale gelirse nefsin herkesten aşağı olmaz gibi duruyor çünkü. Öyle değil işte o matematik. O denklem öyle işlemiyor. Fakat orası uzun ve çetrefil bir hikâye. Bugün başka bir şey anlatmayı deneyeceğim ben.
“O gün bir haram para kazanıp da uçsuz bucaksız servetini artıramazsa kendini zararda gören insanlar tanıdım abi ben” diye anlattı bir arkadaşım. Sonra bazı “servetlerden” bahsetti. Bahsettiği rakamları kâğıda yazarken hatasız yazamam mesela ben.
Hadi birlikte düşünelim. Neyle başlamıştır bu yolculuk? Küçük, küçücük bir haram parayla. Zaten yapacağı, yapması gereken bir işi hızlandırınca biri buna bir zarf vermiştir. Zarfın içinde 100, 200, 500 dolar varmıştır. Öyle küçük bir paraymıştır.
Belki, o 100, 200, 500 doları almak, alabilmek ona günlerce uyku........
