Kalp görünce safa gelir
“Bize, arif olmanın yollarından birini söyler misin?” diye sorduk. Söyledi. Bu, odur.
“Ariflerin bütün ilgileri Mevlalarına adanmıştır, Mevlalarına dönüktür” demiştir bir güzel adam.
Bu şu demektir ki herkes kendi gözüyle baktığı için kendi gözüyle görür. Arifler ise kendi gözlerini kullanmazlar zira gözlerinin kendilerine ait olmadığını bilirler. Esasta onlar Hakk’ın kendilerine öğrettiği bir bakışla donanmışlardır ki bu bakış onları bir başka görme biçimine eriştirir.
Esasen arif, bir kez vuslata erdiğinde onun için artık o vuslattan dönüş yoktur. Bazen şevke gelip bazen tembellik etmek, bazen nefsinin yahut karşısındakinin rızasını gözetmek onun için olacak iş değildir. O bir kez gözlerini verip bakmayı satın almıştır ve onun için geriye kalan tek rıza biçimi Allah’ın rızasıdır.
Şurasını da düşün ki esasen seninle bir arifi birbirinden ayıran bir çizgi vardır. Sen halkla konuşurken halkla konuşursun. Arif ise halkla konuşurken de Hak ile konuşmaktadır.
Bunu şuradan anla ki Efendimiz (s.a.v.), adı kutlu Cebrail ile konuşurdu. Dışarıdan bakan Efendimiz (s.a.v.)’i, ashab-ı güzinden biriyle bir kenara çekilmiş de onunla konuşur zannederdi. Oysa........
