menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bronzu verip naylonu almak

88 0
sunday

Okuduğum kitaptaki asıl soru şu: “Kıymet yeniliğe, hakikat faydaya yenilirse ne olur?”

Az soru değil bu. Cevabı da pek öyle kolayca verilebilecek türden değil. Üstelik bunu “Bronz Süvari” adlı kitabın yazarına, ağabeyim Mahir Ünal’a da söyledim: “Artık kimseler soruyla da, cevapla da ilgilenmiyor. Dolayısıyla sorunun da cevabın da önemini yitirdiği bir dünyada sormanın ve cevap almanın peşine cidden düşmek ister misin?”

Bazı zihinler böyledir. Sorar ve cevabın peşine düşer. “Buldum” demenin o şahane konforuyla mutlu mesut yaşayıp gitmek dururken işin zoruna talip olur. Ben eski bakan, parti sözcüsü, grup başkanvekili olsam “hayatım ve hatıralarım” isimli bir anı kitabı yazar(doğrusu ‘yazdırır’ olacak), meclislerde mahfillerde “benim de kitabım çıktı biliyon mu?” der, keyfime bakarım. Ama Mahir Ünal öyle yapmadı. Zihnini uzun süredir meşgul eden “modern hayat karşısında insan” bahsini önce bir ders programına, ardından bir kitaba dönüştürmeye karar verdi. İyi mi yaptı? Bence iyi yapmadı. Hayır hayır. Kitabı yazarak çok iyi yaptı. Onu demiyorum. “Konforunu bozma pahasına ortaya bir iddia koyarak” iyi yapmadı. Çünkü artık hemen herkes “iddia sahibi olmayı” tehlikeli buluyor. Herkes “akıp gidenle akıp gitmenin” derdinde. Bu bakımdan Bronz Süvari “akışın tersine” ve “burnunun dikine” bir deneme.........

© Yeni Şafak