menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zenginlik çürütür mü? Refah, ahlâk ve toplumsal dayanıklılık üzerine

50 1
sunday

Zenginliğin insanı ve toplumu çürüttüğüne dair kanaat, tarih boyunca sıkça dile getirilmiştir. Refahın yükseldiği toplumlarda bir süre sonra gevşeme, konfor bağımlılığı ve ahlaki çözülme baş gösterdiği; bunun ardından daha asabi, daha hareketli ve daha dinamik toplumların sahneye çıktığına dair çok sayıda tarihsel örnek mevcuttur. İmparatorlukların yükseliş ve çöküş döngüleri genellikle bu çerçevede okunur.

Richard Sennett, Ten ve Taş adlı eserinde Venedik’ten söz ederken dikkat çekici bir gözlemde bulunur: Refahın olağanüstü arttığı dönemlerde şehir hayatı büyük bir serbestlik üretmiş, sokak kültürü, eğlence ve haz merkezli yaşam biçimleri yaygınlaşmıştır. Bu durum, ortaya çıkan zenginliğin sadece ekonomik değil, kültürel ve ahlaki sonuçlar da doğurduğunu gösterir.

Roma’da, Osmanlı’da ve diğer büyük medeniyetlerde de benzer şekilde ciddi servet birikimleri oluşmuştur. Ancak asıl mesele zenginliğin varlığı değil, bu zenginliğin nasıl yönetildiğidir. Zenginlik, doğru mekanizmalarla terbiye edilmediğinde çürümenin; doğru kurumlarla yönlendirildiğinde ise yüksek medeniyetin kaynağı olabilir.

Bugün Avrupa’ya bakıldığında, her ne kadar güvenlik kaygıları ve yeni güvenlik mimarileri gündemde olsa da içeriden güçlü bir siyasal ve kültürel sinerji üretilemediği görülmektedir. Avrupa’da uzun süredir karizmatik ve yön verici liderlerin çıkmaması tesadüf değildir. Bunun önemli sebeplerinden biri, özellikle yönetici elitlerin toplumsal sorumluluktan ziyade refahın keyfini sürmeye yönelmesidir.

Buna rağmen Avrupa, tarihsel olarak ciddi bir disiplin üretmeyi başarmıştır. Devletler emperyalist, saldırgan ve sömürücü politikalar izlemiş olsa bile, kendi toplumlarını belirli normlar içinde tutmayı başarmışlardır. Ancak bugün birçok Avrupa ülkesi, refah toplumunun uzun vadeli sonuçlarıyla yüzleşmekte ve içten içe bir çözülme yaşamaktadır.

Bağdat, İstanbul ve........

© Yeni Şafak