Doğudan “çevreleme” mi? “Türkiyesiz Türk Dünyası” mı? Her şey “Mekke İttifakı” ile başladı. Peki neden? Türkiye ve Azerbaycan, bu “cinnet hali”ne son vermeli.
Doğudan “çevreleme” mi? “Türkiyesiz Türk Dünyası” mı? Her şey “Mekke İttifakı” ile başladı. Peki neden? Türkiye ve Azerbaycan, bu “cinnet hali”ne son vermeli.
Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde ilk kez böyle bir gerilim yaşanıyor. Eğer soğukkanlı bir müdahale olmazsa, derin bir ayrışma ortaya çıkar ve bu, iki ülke için de intihar anlamına gelir.
Gerilimin mahiyeti, karşılıklı yanlış anlamaların çok ötesine geçti. Bu kadar olsaydı telafisi kolaydı. Karşılıklı istişarelerle bunlar aşılabilirdi. Duygusal kırgınlıklara çözüm bulunabilir, güven yeniden tesis edilebilirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in görüşmesi fırtına bulutlarını dağıtır, yola devam edilirdi.
TÜRKİYE İLE ORTA ASYA ARASINDAKİ BAĞI KOPARMAYA DÖNÜK GİRİŞİM…
Ama bu gerilimin iki ülkeyi de aşan, Anadolu-Orta Asya ilişkilerini koparabilecek, coğrafya parçalanmasına yol açabilecek boyutları var. Bu yüzden, yönetilmesi zor ama imkansız değil. 29-30 Ekim’de Ankara’da yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi, bu gerilimi ortadan kaldırmak için ilk ve belki de tek fırsat gibi duruyor.
Hemen söyleyelim ki, hamasetle, duygusallıkla, organize kamuoyu tepkileri ile yönetilebilecek bir gerilim değil bu. İşin niteliğine bakınca, iyi planlanmış bir çalışma, bir ayrışma var ortada.
Kafkasya-Orta Asya’nın geleceğine dair bir tasarım var. Türkiye-Orta Asya ilişkilerini koparmaya dönük bir girişim var.
HER ŞEY MEKKE İTTİFAKI’NIN KURULMASI İLE BAŞLADI! PEKİ NEDEN?
Her şey Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke Savunma İttifakı kurulmasıyla başladı.
Husiler’in Suudi Arabistan’a saldırıları, bu ülkenin de öncekiler gibi “parçalanma” tehdidi hissetmesi, Türkiye’nin tereddütsüz destek girişimi, bütün bölgede taşları yerinden oynattı.
Karabağ savaşı sırasındaki Türkiye-Azerbaycan-Pakistan ortaklığına benzer bir dayanışma bu sefer Suudi Arabistan için harekete geçiyordu. Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde yürütülen savunma dayanışmasına benzer bir dayanışma S. Arabistan için yapılıyordu.
Ama nedense bu ittifak Doğu Afrika’dan, Kızıldeniz’den Kafkasya’ya kadar her yerde hareketlenmelere yol açtı. Türkiye için, coğrafyada bir devletin daha parçalanmasını önleme gibi masum bir girişimin etkisini Azerbaycan’da görmek talihsizlikti.
“Bu ittifak İran’a karşı kuruldu” diyenlere karşı İran bile “Mekke İttifakı’na katılabiliriz” derken, Azerbaycan’ın Türkiye’ye tavır alması anlaşılabilir bir şey değil.
KAN BAĞININ ANLAMI YOKSA GERÇEKLERE DE DÖNEBİLİRİZ?
Türkiye için Türk dünyası vatandır. Jeopolitik hedeflerin ötesinde kan bağıdır, kardeştir, ortak dünyadır. Türkiye’nin bölgeye yönelik politikaları büyük oranda bu duygusal bağa göre seyir alır.
Ama birileri Türkiye’ye, “Bunların hiçbir anlamı yok” diyorsa Türkiye’nin bu coğrafyada bin yıldır yaşadığı devasa bir tecrübe birikimine sahip olduğunu bilmeli.
Bizler; coğrafyanın tamamında, her bir metrekarede şehit kanı olan bir milletiz, devletiz. Birinci Dünya Savaşı’nda Batı dünyasının tamamıyla hesaplaşmış, imha edilmekten kurtulmuş ve ayağa kalkmış bir milletiz.
Türk dünyasını, İslam dünyasını kardeş bilmiş, gücümüz yettiğince korumuş, koruyamadığı zaman da acısını hissetmiş bir milletiz.
TAM DA İSRAİL TÜRKİYE İLE SAVAŞA HAZIRLANIRKEN...
Bu gerilimin, Türkiye-İsrail krizinin zirveye çıktığı zamana denk gelmesi düşündürücüdür. Daha dün Netanyahu “Türkiye ile savaş”tan söz ediyordu. “Erdoğan yönetimi olduğu sürece Türkiye ile iyi ilişkilere geri dönülmeyecek” diyordu.
İsrail; Türkiye’ye karşı Rum Kesimi ve Yunanistan’la bir cephe kurdu. Doğu Akdeniz ve Ege’den Türkiye’yi tehdit ediyor. Türkiye ile........
