menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Neydi bütün mesele?

120 0
10.09.2026

Elinden tutup beraberce ufka doğru yürüdüğümüz bir şey olmaktan çıktı hayatımız, daha çok tutup peşimizden sürüklediğimiz bir şeye dönüştü sanki!

Güzel şarkılar, kulağında kulaklık olan insanların arasında özgürce dolaşarak birbirini dinliyor.

“Burada böyle oturarak neyi kaçırdığını bilmiyorsun?” diye söylendi ayakta olan. “Ama neyi kaçırmadığımı çok iyi biliyorum” dedi cevaben oturaklı olan.

Arthur Schopenhauer ‘Mutlu Olma Sanatı’ kitabında ânı ıskalamaya dair esaslı şeyler söylüyor: “Sürekli olarak gelecekte yaşayan, hep ileriye bakan ve sabırsızlıkla yaklaşan şeyleri bekleyen, -çünkü onlara göre gerçek mutluluk ancak bekledikleri geldiğinde mümkün olacaktır- bu nedenle de içinde bulundukları ânın zevk almadan ve fark etmeden akıp gitmesine izin verenler, Tischbein’in o meşhur İtalyan eşeğine benzerler: Önünde ipten sarkan bir ot demetiyle adımlarını hızlandıran bu insanlar hep yalnızca ‘geçici olarak’ yaşarlar, ta ki ölene dek.”

Size sadece şairlerin bildiği bir sır vereyim: Bir şiirin ilk dizesi arkasından gelecek dizelerin neler söyleyeceğini deli gibi merak eder.

Bir şehrin arka sokaklarında usulca akan hikayeler,........

© Yeni Şafak