Hayat bizi eksilterek ilerler
Hayat bizi eksilterek ilerler
Bir şeyi kaybettiğimizin idrakine, o şeyin hayatımızdan neyi eksilttiğini tam olarak kavrayabildiğimizde varıyoruz. Ve çoğunlukla bu durum içimizi çok acıtıyor. Çoğumuzun yaşadığımız her şeyi yerli yerine koymak gibi bir zihinsel alışkanlığı yok ama yine de zihin dünyamızda hayatımızın belli bir fotoğrafı var. Gerçek bir eksilme yaşadığımızda, o fotoğrafta birkaç piksel ışığını yitirip sönüyor. Bu eksilmeler daha sık yaşandığında fotoğrafın birçok bölümünün karardığını, bütünlüğündün bir şeyler kaybettiğini görüyor ve kederleniyoruz. Çünkü bu aslında bize nihayetinde fani olduğumuzu, her gün eksilerek yaşamakta olduğumuzu hatırlatan bir şey!
Bulgar yazar Georgi Gospodinov, ‘Bahçıvan ve Ölüm’ kitabından alıntıladığım şu satırlarda bu gerçeği çok dramatik biçimde şöyle örnekliyor: “Bir arkadaşım babası öldüğünde öyle aman aman bin üzüntü hissetmediğini, hatta bu yüzden kendisi için biraz endişelendiğini anlatmıştı. Bir hafta geçmiş, sonra bir ay, sıra dışı pek bir şey yokmuş, evet, aklına gelmesine geliyormuş, kendini mutlu hissetmiyormuş, ama buna gerçek bir üzüntü........
