Mason Locasında bulunmayan kardeşliği bir köylünün yüreğinde bulmak...
Mason Locasında bulunmayan kardeşliği bir köylünün yüreğinde bulmak...
Hayatın anlamını nerede, nasıl ve kimden öğreniriz sorusu zihnimizde kayıtlıdır. Lakin sadece bazıları için bu kayıt aktif hale gelir, söze dökülür, sözden eylem alanına geçer.
Hayatın anlamı bazıları için perde perde açılan bir sahnede karşılaşılan bir hakikattir.
Bazıları için bir mihmandarın gözetiminde çıkılmış bir yolculuğun duraklarında, azar azar ve yavaş yavaş kavuşulan bir ışık. Bazıları için bir anda nasıl olduğu bilinmeden insanın içinde hazır bulduğu, zaten hep orada olan ama ne ki orada olduğu bilinmeyen bir pakettir. Bir rüzgâr eser, paketin ipleri çözülür ve kişi, aradığını bilmediği ama şimdi bulunca eksik parçasının tam burada gizli olduğunu kavradığı şey ile karşılaşmış olur.
Tolstoy hayatı boyunca hayatın nasıl yaşanacağının ve nasıl tamamlanacağının, yani nasıl ölüneceğinin cevabını aradı. Cevabı, daima, elinin emeğini esirgemeyen ve bedeni ile çalışan insanların arasında buldu.
Tolstoy’un ideal kahramanları, tabiatın bağrında elleri ile çalışan, kavrayan adamların hayat yordamında ete kemiğe bürünür. Mesela, hakikate Mason Localarında kavuşacağını zanneden Pierre, hayatın anlamını bir köylünün merhamet, ilgi ve şefkatinde bulur.
Pierre’den geçen salı günü bahsetmiştim. İyi atadan kötü evlat, kötü atadan iyi evlat temsiline tam oturan bir karakterdir Pierre. Savaş ve Barış’ın iri yarı, çirkin kahramanı, Moskova’nın işgali sırasında esir düştüğü yerde bir köylü ile karşılaşır: Platon Karatayev.
Pierre’i hayatının en karanlık döneminde adeta küllerinden yeniden doğuran ve ona Masonluğun, felsefe kitaplarının veya zenginliğin veremediği o huzuru ve hayatın anlamını........
