menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Botokslu Cenaze Kime Ait? (28) Ruhunun eşiğinde kalanlar ne içeri ne dışarı...

47 0
25.10.2026

Botokslu Cenaze Kime Ait? (28) Ruhunun eşiğinde kalanlar ne içeri ne dışarı...

“Nedim Hoca’dan acil koduyla mesaj geldi, bakmam gerekiyor” dedin. Baktın. 

Bakıp da gördüğün her ne ise “Bir yere otursak” dedin. Oturduk. 

Sessizliğini kayda alanlar korosuna solist olmak istiyorsan ezberini, temrinini, provanı her ne gerekiyorsa işte kendi kendine yapacaksın. Ben senin eşlikçin değilim, beni meşgul etme.

Bu çocuğun konuşması sıkıntılı, sükutu daha da sıkıntılı. İçine daldı, çıkamıyor desem... Hiç öyle bir hali yok. Dışından içine doğru yol bulamıyor desem… O da değil. Ruhunun eşiğinde kaldı. Ne içeri ne dışarı.

Tam nikah kıyılacağı zaman gelinin kaçırıldığı, düğünün kurulmadan dağıldığı hikayedeki aşık damat gibi melül mahzun, yıkılmış bir Atakan. 

Kaç dakikadır buradayız? Yüzü biraz açıldı sanki. Eşikten ha atladı ha atlayacak. 

Atladı ama yine dilinde aynı cümle:

“Esas sizin kendinizi iyi hissetmeniz gerekiyor.” 

Sen kendi hissiyatına odaklan çocuk.

Ben on yıl önce iyi hissetmek kavramını neoliberal sisteme havale edip, önüne bir sıfır koyup çarptım. Ânı yaşamalar sizin hanenizde kayıtlı. İyi hissetmeler, fark yaratmalar, ölmeden önce seyredilmesi gereken filmler, ölmeden önce gidilmesi gereken o ülkeler... 

Meşkûre Hanım, ölmeden önce yapılması gerekenler listesine tik ata ata sırayla hepsini yerine getirmeye çalışıyordu. Listenin yarısını geçemedi, o başka. Öte dünyada ölmeden önce yapılması gerekenlerin hesabı sorulursa “Başlamak bitirmenin yarısıdır” derim, diye düşünmüştür Meşkûre Sultan. Başlamak bitirmenin yarısıdır inanmışlığı, bunlarda aile geleneği zahir. Vera da durmadan başladı. Başladığı onca işten bitirdiği olmadı. Gördüğünün görümcesi performansı ile duyduğu her yeni kursa, oluşuma -her ne demekse oluşum- aşk ile şevk ile başladı Vera. “Başlamaların kadınıyım ben” demişti gururla. Ben de “Yok, esasında sen yarıda bırakmaların kadınısın” demiştim, birisi de sana gerçekleri söylemeli artık doğruculuğu ile. Sonuç: İki gün surat asmış, tencere kaynamamış, çamaşırlar yıkanmamış, birkaç cam evane kırılmış, kırılanlar iki gün ortada kalmıştı.

Bir fıkra vardı. Adama mutlu evliliğinin sırrı sorulmuş. Adam da “Atım iki kere aksilik etti, üçüncüsünde vurdum. Hanım aksilik........

© Yeni Şafak