Zeydîlik
İmâmiyye'den sonra gelen Şii fırkalar arasında Zeydiyye’nin, kemiyet itibariyle İsmâîliyye'nin ardından 3. büyük fırka olduğu söylenir. “Söylenir” dedim, zira bu noktada elimizde sağlıklı ve güncel bir istatistik yok. Fırka, köken olarak İmam Zeyd b. Ali Zeynülâbidîn’e dayanır. Hz. Hüseyin’in (r.a) torunu ve İmam Muhammed el-Bâkır’ın üvey kardeşi olan İmam Zeyd, pek çok temel noktada Şii fırkaların kabullerinden keskin biçimde ayrılır.
Hemen burada bir hususu vurgulayalım: Tıpkı İmâmiyye'nin, masum olduğunu iddia ettiği isimlerle1 ilişkisinin son derece tartışmalı olması gibi, Zeydiyye’nin de İmam Zeyd’le ilişkisi zaman içinde aslî hüviyetinden ayrılarak farklı muhtevalara bürünmüştür.
Her şeyden önce Zeydiyye, “masum imam” inancını benimsemeyen tek Şii fırka olarak öne çıkar. İtikãdî olarak Ehl-i Sünnet’e ve Fıkhî olarak Hanefî mezhebine çok yakın olması sebebiyledir ki, İmam Muhammed Zâhid el-Kevserî gibi âlimler ilk dönem Zeydîliğe “ehl-i bid’at” denmesini uygun bulmamıştır.
Zeydiyye’ye göre, mazlumun (Ehl-i Beyt’in) hakkını zalimden almak üzere ortaya çıkarak fiilî mücadele eden Ehl-i Beyt mensubu kimse, hak imam odur. Bu kabul doğrultusunda İmam Zeyd, Emevî halifesi Hişâm b. Abdilmelik döneminde Kûfe’de ayaklanmış ve şehid olmuştur (122/740). Ardından aynı şekilde oğlu Yahyâ Horasan’da ayaklanmış ve o da babasının akıbetine maruz kalmıştır (125/744). Bundan sonra Zeydî isyanlar biteviye devam etmiştir.
İmam Zeyd’in şehadetinde, ayaklan-madan önce etrafında bulunan kitlenin önemli bir kısmı tarafından yalnız bırakılmış olmasının da rolü olmuştur. Onlar kendisine Hz. Ebû Bekr ve Hz.........
